Yazar: cumhuriyetciyorum

  • (1822-1884) Johann Gregor Mendel bugünkü Çekya’da dünyaya gelmiş, yaşam sürmüş ve ölmüş. Rahip olmasının yanı sıra adının önüne biyolog, matematikçi ve meteorolog unvanlarını ekletecek denli çok yönlü ve birikimli kişilik olarak tanınmış. Geniş kitlelerce tanınmışlığını bezelyelerle (Pisum sativum) yaptığı deneylere, bu deneylerdeki özenli gözlemciliğine ve bugün de geçerliliğini sürdüren “BASKIN” (Dominant) ve “ÇEKİNİK” (Resesif) gibi…

  • Türkiye 10 yılı aşkın süredir insan deposu işlevi görür oldu. “İnsanlık namına” kılıflı bu süreç iktidarın gizli gündemiyle Avrupa’nın çıkarlarını ortak paydada buluşturmaktadır. Hemen her konuda Türkiye’yi boy hedefi yapan Avrupa’nın tampon Türkiye’den başka hiç bir konuda olmasa bile bu konuda son derece hoşnut olduğu açıktır. Yolda rastladığımız her 10 kişiden birinin yabancı olduğu ortamda…

  • Günümüz dünyasının sorunları ancak emperyalizm gerçeğinden hareketle anlaşılabilir. Türkiye’yi hemen her 7-10 yılda bir yoklayan döviz krizlerini “faiz düşük tutuldu da oldu” tümcesiyle açıklamak aklın ve namusun gereği olamaz. Elinde ne var ne yoksa küresel egemenlere sunmuş, en iyi bildiği tarım-hayvancılıkta bile çıkış yolunu Sudan ve Venezüela’da arayan bir Türkiye’nin belirli aralıklarla boynunu giyotine uzatması…

  • Yakın tarihimizin her önemli günü aynı zamanda toplumsal sınava çekildiğimiz gündür. 24 Temmuz da öyle. Doğrudan Atatürk’e saldıramayanların önde gelen hedeflerindendir Lozan. Lozan’la toprak kaybettik bile derler. Son zamanlarda Lozan’a gizli maddeler eklediler. 100. yılında Lozan’ın geçerliliğini yitireceğini ileri sürdüler. Tüm bu cinliklerin altında yatan neden Cumhuriyet’e ve Atatürk’e saldırma içgüdüsüdür desek yanılmış olmayız. Lozan…

  • İnsan ve diğer gelişmiş canlılarda evrimden kaynaklanan değişiklikleri gözlemlemek zordur. Hiç kuşkusuz belgelemek olasıdır bu değişiklikleri. Bu noktada sorun bu türden evrimsel değişikliklerin bir insanın yaşamına sığmayacak denli uzun zamana yayılmasından kaynaklanır. Oysa ilkel canlılarda durum oldukça farklıdır. Özellikle bakterilerde ve virüslerde evrimi gözlemlemek değil yıllara, haftalara ve hatta günlere sığacak bir sürece dönüşüverir. Bir…

  • Bugün Cumhurbaşkanı’nın kabine toplantısı sonrası açıklamasına rastladım. Bakanlar Kurulu “kabine” oldu. Hemen her şeyin değiştirildiği, geçmişe ilişkin hemen hiç bir şeyin varlığını sürdürmesine izin verilmediği Yeni Türkiye algısına yönelik sayısız aygıttan birisidir bu önemsiz görünen ayrıntı. Ana gündem konusu öğrenci kredilerinin geri ödemesine ilişkin muştuyu verirken Cumhurbaşkanı her nasılsa sözü Bay Kemal’e getirdi. “Sıkıysa……” sözüyle…

  • Güncel konu hekimlere şiddet. Genele de yayılabilir. Şiddetin kaynağını şiddet eylemini yaşama geçirende olduğu kadar ona o gücü verende aranmalı. Yönetsel konumdakilerin şiddeti özendiren söz ve tutumlarına önceki yazılarda değinmiştik. Hekimi ya da bir başka uzman kişiyi değersizleştirmek, aşağılamak ya da itip kakmak tam da bu türden yaklaşımlara örnekler olarak tarihteki yerini almış durumda. Bir…

  • Basına yansıdığınca öğrendik. Konya’daki doktor cinayetini kınama yürüyüşü yapmak isteyen doktor topluluğuna çevik kuvvet engel olmaya çalışmış. Yetmemiş. Biber gazı da sıkmış. Türkiye’deki toplumsal ahlâk sorununun son olayla iyice su yüzüne çıktığına tanık olduk. Ölüm denen umarsızlık karşısında hiç olmazsa sessiz kalınırdı. Eleştiriniz varsa bile içinize gömerdiniz. Eleştiri ne sözcük! Ölüm üzerinden hekimlere yönelen nefret…

  • Sağlık ortamının neredeyse kanıksanan olgusuna dönüşen şiddet hız kesmek bir yana her geçen gün boyut değiştiriyor. Bir yargıca, savcıya, polise ya da subaya benzer saldırılar yapılabiliyor mu? Onları bir yana bırakalım. Her hangi bir kamu kurumunda bu boyutta şiddete rastlanıyor mu? Elbette hayır! Bu önemli ve her geçen gün tırmanan soruna farklı yanından bakmakta yarar…

  • Konuşma ve yazı dilinde kişi adının önüne getirilen san olarak tanımlanabilir yazının başlığı. Daha çok resmi yazışmalarda ve konuşmalarda kullanılır. Gündelik konuşmada ve yazıda çok da kullanılmaz. Mustafa Kemal Atatürk’ten yazıda ya da konuşmada söz ettiğimizde “sayın” nitelemesini kullanmak aklımıza bile gelmez. Zaten saygın bir kişidir. Adının önüne eklenecek “sayın” nitelemesine gereksinimi yoktur. Son yıllarda…