Yazar: cumhuriyetciyorum
-
Sağlık ortamının neredeyse kanıksanan olgusuna dönüşen şiddet hız kesmek bir yana her geçen gün boyut değiştiriyor. Bir yargıca, savcıya, polise ya da subaya benzer saldırılar yapılabiliyor mu? Onları bir yana bırakalım. Her hangi bir kamu kurumunda bu boyutta şiddete rastlanıyor mu? Elbette hayır! Bu önemli ve her geçen gün tırmanan soruna farklı yanından bakmakta yarar…
-
Konuşma ve yazı dilinde kişi adının önüne getirilen san olarak tanımlanabilir yazının başlığı. Daha çok resmi yazışmalarda ve konuşmalarda kullanılır. Gündelik konuşmada ve yazıda çok da kullanılmaz. Mustafa Kemal Atatürk’ten yazıda ya da konuşmada söz ettiğimizde “sayın” nitelemesini kullanmak aklımıza bile gelmez. Zaten saygın bir kişidir. Adının önüne eklenecek “sayın” nitelemesine gereksinimi yoktur. Son yıllarda…
-
Adını Kristof Kolomb’dan alan Kolombiya’dan söz edeceğiz. Adı yanıltmasın. Kolomb buraya hiç ayak basmadı. Kolombiya adı 1886’da verildi. Latin Amerika’nın önde gelen kurtarıcısı Simon Bolivar’ın ruhunun Kolombiya topraklarında da varlığını sürdürdüğü kuşkusuzdur. Bugünkü Ekvator, Venezuela ve Kolombiya’dan oluşan ve XIX. Yüzyıl başlarında dağılmış olan Büyük Kolombiya’yı kurmuştur. Güney Amerika’nın en kuzeyinde yer alır Kolombiya. Güney…
-
Her sözüne “Kartaca yıkılmalıdır!” diye başlayan Romalı senatöre benzemek pahasına “NATO bir suç örgütüdür” diyerek başlıyorum. Sözlerimin dayanağı NATO’nun 75 yıllık tarihinde bulunabilir. Savaş makinesi NATO Ukrayna sorununu bitirmek değil genişletmek derdinde. Kuzeyin gönençli “tarafsızları” da NATO’nun ağına düşmüş durumda. Ortaya çıkan gelişme NATO’nun savaşı genişletme ve uzun zaman aralığına yayma kurgusuna son derece uygun.…
-
Yetmişli yıllarda sendikal hareketin Türkiye’de doruğa çıktığını anımsayacaktır yaşıtlarım ve büyüklerim. 12 Eylül pek çok toplumsal olay gibi sendikacılığa da ölümcül darbe vurdu. Buna karşın, doksanlı yıllarda Zonguldak maden işçilerinin ses getiren eylemleri yaşandı. Sonrasında ve özellikle de son 20 yılda sendikal örgütlenmesinin giderek kan yitirdiği, hem nicelikçe hem de nitelikçe etkisizleştiğine tanıklık edildi.…
-
Dün aynı gün içinde belediye otobüsü, metro ve tramvayı kullandım. Okullar kapanmış olsa da her üçündeki yoğunluk dişe dokunur düzeydeydi. Bilindiği gibi bir süredir maskesiz yaşam özlemiyle yanıp tutuşmakta hem insanımız hem de yönetenlerimiz. Günlük Covid 19 olgu sayılarının 1.000’in altına düşmesiyle birlikte toplu taşımada da maske zorunluluğu sona erdi. Bu sayılara düşülmesinden günler önce…
-
Ukrayna’da yaşanmakta olan çatışma 4. Ayını doldurmaya doğru giderken neler umuldu sorusuna neler bulundu saptamasını eklemek gerekir. Batı emperyalizminin propaganda düzeneğine bakılırsa başka, gerçekler değerlendirilirse başka sonuca varılır. Küresel ve ulusal ölçekte batının beklentileri doğrultusunda konumlananlar her zaman olduğu gibi eksik değil. Hatta, gereğinden de çok! Bu nedenle gerçeklere erişmeyi deneyelim. Ukrayna-Rusya çatışması için gün…
-
Cumhuriyet gazetesi dış politika yazarı Mehmet Ali Güller’in bağlantıdaki yazısı çok öğretici. Okunmalı ve yararlanılmalı. https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/mehmet-ali-guller/nato-gelmeden-yasagi-geldi-1946506 Olaya biraz farklı yanından bakmayı deneyeceğim. Soğuk Savaş’ın sonlanmasıyla birlikte işlevsiz kalan ve gerçekte bir suç örgütü olan NATO’yu emperyal ülkeler çeşitli gerekçelerle canlandırma çabası içinde. Ukrayna’daki gelişmeler bu amaca giden yolda önemli fırsat yarattı. Dünyada NATO karşıtlığı genel…
-
“Alkol alan bir öbek kadın fiziksel saldırıya uğradı!” “İzmir’de bir okulda kız ve erkek öğrencilerin sınıflarının yanı sıra katları da ayrıldı.” Saygı duygusundan payına bir şey düşmediği bilinen Akit gazetesi “Milli kadın voleybolcu Ebrar Karakurt’un özel yaşamına ilişkin hiç kimseyi ilgilendirmeyen bilgilendirmede bulundu.” “Şanlıurfa’da diyanet yetkililerinin de bulunduğu bir toplantıda kadın avukatın etek boyu tartışma/eleştiri…
-
Dr Fazıl (Doğan) Dr Reşit Galip’e “Nereye?” diye sorar. Türkocağı’nın kuramcılığı bir türlü aşamayan ve edilgenleşen tutumundan usanmış olan Dr Reşit Galip “Anadolu’ya, Köylere!” yanıtını verir. Dr Fazıl hiç karşı çıkmaksızın ve büyük hevesle katılır köycülük akımına! Üç anakarayı yurt edinmiş, iki denize egemen olmuş Osmanlı İmparatorluğu kaçınılmaz son olan yok oluşa doğru hızla ilerlemektedir.…
