Yazar: cumhuriyetciyorum

  • Bu yazıda Venezuelalı süvari binbaşısı Nogales Mendez’den söz edeceğim. Kısa süre önce yazdığım bir başka yazıda bir başka Venezuelalı olan Fransisco de Miranda’nın öyküsüne değinmiştim. Miranda Latin Amerika devrimci hareketinin simge adı Simon Bolivar’ın yakın silah ve yazgı arkadaşı olarak hiç kuşkusuz daha şöhretli ve bilinen bir kişilikti. https://cumhuriyetciyorum.wordpress.com/2019/06/09/osmanlida-bir-venezuelali/ Mendez ise neredeyse hiç tanınmayan bir…

  • Türkiye’de her şey ama özellikle siyaset yerlerde sürünür oldu. İstanbul’da seçimin yinelenmesi sürecinde bu durum daha da iyi gözlenmeye başlandı. 31 Mart öncesinde Ekrem İmamoğlu’nun Patrikhane ziyareti sorun edilmişti. Daha kötüsü Binali Yıldırım’ın bağlantıda ayrıntısı yer alan EKÜMENİZM tvitiyle yaşandı. Tvit silinmiş olsa da; Başbakanlık ve TBMM Başkanlığı yapmış bir kişinin düşebildiği durumu göstermesi bakımından…

  • Yazının pek çok kişiye ilginç görünecek başlığı yalın gerçeğin yansımasıdır. Biz söz oyunu ya da zorlama söz konusu değildir. Her ne kadar olayın yaşandığı 150 yıl öncesi günümüzün iletişim ve ulaşım olanaklarından yoksunsa da çok öncesinde insanlığın Yeni Dünya’ya ulaştığı, dünyanın çevresinde dolaştığı, Ümit Burnu üzerinden Hindistan’a vardığı akıldan çıkartılmamalı. Osmanlı’da Bir Venezuelalı General Francisco…

  • Bir yazı Yugoslavya özlemimi depreştirdi desem yeridir. Çoğunlukla Goran Bregoviç kökenlidir Yugoslavya özlemleri. Yıllar geçtikçe Yugoslavya özlemcilerinin sayısının artmasına da şaşırmamalı. http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/1426992/Prekazi_neden_Fethullahci_olmadi_.html GS’nin geride derin iz bırakan futbolcularından, en azından benim kuşağımın son derece iyi anımsadığı Cevat Prekazi’yi Bregoviç’in oluşturduğu zincire eklemeli. Bundan birkaç hafta önce de Prekazi basının ilgi odağıydı. Bağlantıdaki röportajın da bir…

  • İkide bir de yineler oldum! Türkiye’nin sorunu büyük ölçüde bilisiz bir o kadar umarsız halk değildir. Tarihe doğru bakıldığında güveni ve gönlü kazanılan bu insanlarla İstiklâl Savaşı verildiğini, Cumhuriyet kurulduğunu anlamak zor değildir. Aydın etiketli okumuş, yazmış, her şeyi bildiği sanılanlar temel sorundur! Halkçı, toplumcu ve üretimden yana duruşuyla toplumun sevgisini ve güvenini kazanmış olan…

  • “Mustafa Kemal yenmeden önce İngilizleri Tanrı sanırdım” Gandi Trablusgarp’ta başlayan, Balkanlarda süren savaşlar Türklerin karanlık döneminin önemli köşe taşlarıdır. Birinci Dünya Savaşı yenilgisi karanlık sayfaların yıkımla bütünleşmesi anlamı taşımıştır. Çanakkale’yi topla, tüfekle geçemeyenler donanmalarını muzaffer edayla demirlemişlerdir Boğaziçi’ne! Fransız General d’Esperey’in at üstünde İstanbul’a girişi Fatih’e öykünmenin yanı sıra yaklaşık 600 yıl sonra alınan öcün…

  • 19 Mayıs’ın ve onun işaret fişeği İlk Kurşun’un 100. Yıldönümünü coşkuyla kutluyor, bu uğurda kanını döken canını verenleri saygıyla anıyoruz. Yüzüncü yıl yalnız bizler için değil karşımızda duranlar için de söz konusu! Bu takımın Türkiye’nin başkenti Ankara’da 100. Yıl yaldızlı bir etkinlik düzenlendiğini basından öğreniyoruz. Yüz yıl öncesinin saflaşmasının bugün de sürdüğünü böylelikle öğrenmiş oluyoruz.…

  • 15 Mayıs tarihimizin öksüz kalmış günlerinden birisidir. İzmir’e ayak basan Yunan’a ilk kurşunu sıkan gerçek adı Osman Nevres olan Hukuku Beşer gazetesinin yazarı Hasan Tahsin elbette pek çoğumuzca tanınır ve bilinir. Ama, bu gözü pek ve soylu atılganlığının hakkı her nedense yeterince verilmez. Hasan Tahsin İzmir’in kalbindeki Konak Meydanı’nda anıtlaşmıştır. Bu denli önemli bir kişiliğin…

  • Okul arkadaşlarının 40 yıl sonraki Eskişehir Buluşması duygu yüklü olduğu kadar coşkulu ve bir o kadar da öğretici oldu. Birlikte geçirilen 7 okul yılı da eklendiğinde ortaya çıkan sayı yarım yüzyıla yaklaşmış oldu. Bu türlü buluşmalar coşkulu olduğu kadar düş kırıklığı yaratmaya da eğilimlidir. Aradan geçen yıllar ortak noktaları aşındırmış ve hatta ortadan kaldırmış da…

  • 1 Mayıs’lar ülkemiz tarihinin önemli sayfalarını oluşturur. Özellikle Soğuk Savaş boyunca 1 Mayıs “korku ve kaygı”ya eşdeğer bir olgu gibi belletildi insanımıza. Özellikle 1977 1 Mayıs’ında Taksim’e sıçrayan kanın yarattığı hüzün ve dehşet tazeliğini koruyor. O gün orada 1 Mayıs’ı kutlamaktan başka amacı olmayan ve toprağa düşen canları bir kez daha anıyor, anıları önünde saygıyla…