Kurtarıcı, kurucu ve devrimci Mustafa Kemal biyolojik baba değildir. Ancak, soyadı olarak aldığı Atatürk’ten de anlaşılacağı gibi bütün Türklerin babasıdır. Çocuk sevgisi de tartışmasızdır O’nun.
Yakın çevresindekilere yaşı ne olursa olsun “çocuk” diye seslenmesi çocuk sevgisinin diline yansımasıdır.
Tüm çocuklara ilgisinin ve sevgisinin yanı sıra kimsesiz çocukları sahiplenerek evlat edinmesiyle de bilinmiştir Atatürk.
Sabiha Gökçen, Ülkü Doğançay, Ayşe Afetinan, Nebile, Rukiye Erkin, Zehra (Zühre), Abdürrahim Tunçak, Sığırtmaç Mustafa (Demir) Atatürk’ün manevi evlatlarıdır. Eğitimleri, öğretimleri, ülkeye, insanlığa yararlı bireylere dönüşmeleri ve hatta yuva kurmaları Atatürk’ün desteğiyle olmuştur.
Top sesleri Ankara’dan işitilirken öğretmenler kongresinin yapıldığı ya da 1921’de müzecilik yasasının çıkartıldığı bilinmez değildir.
Milli Mücadele’nin hemen sonrasında Cumhuriyet’in kurulmasına aylar varken Dr Mehmet Fuat (Umay)’ın savaşın yorgunluğunu atamadan Çocuk Esirgeme Kurumu’nun kuruluş mayası olsun diye ABD’ye bağış toplamaya gittiği kitaplarla, yazılarla bilinir kılınmıştır.
Ülkenin geleceği çocuklar için verilen Milli Mücadele’de çocuklar unutulamazdı. Kaynaklar özenle incelendiğinde buna ilişkin bilgilere ulaşılabilmektedir.
Türklerin 238 yıllık gerilemesine son veren Sakarya Savaşı sonrasında, 11 Kasım 1921’de Ankara Hipodromu’nda Himayei Etfal Cemiyeti (sonradan Çocuk Esirgeme Kurumu) yararına düzenlenen at yarışlarını izleyen Gazi’nin yanı başındaki çocuğun göğsündeki bantta yer alan yazı anlamlıdır :
“Hasılatı yetim içindir. Diriğ etmeyiniz”
Elde edilen gelir babasız çocuklarındır. Sakınınız.
Bu bir çift söz anlamlı olduğu kadar geleceğe yatırımın savaş sırasında unutulmadığının belgesi gibidir.

Büyük Taarruz’a 3 ay kala (31 Mayıs 1922) Ankara’da yine benzer amaçla düzenlenen Çiçek Bayramı, Babasızlar Bayramı olarak da adlandırılmış.

Bu etkileyici olay da gelecekte çocuklar için yapılacakların habercisi gibidir.
23 Nisan, 1927’de Himayei Etfal Cemiyeti öncülüğünde Çocuk Bayramı olarak kutlanmaya başlamıştır. 1929’dan sonra 23 Nisan’ı kapsayan hafta Çocuk Haftası olarak belirlenmiştir.
Çocuklarımızı koruyamama suçluluğuyla sarmalandığımız bugünlerde de çocukların cumhuriyetinin yaptıklarına bakmakta yarar var. Sanal dünyaya çok zaman ayıran çocukları bu aşırılıktan kurtarmanın yolu elbette yasaklama olmamalı. Tıpkı, okulda şiddeti önlemenin kapıya dikilen polislerle olanaklı olmayacağı gibi.
Spor, sanat, müzik ve akla gelebilecek başka etkinlikler çocukları olumsuzluklardan korumanın etkili araçları. Moda deniz kulübünün açılışında çocukların güçlü varlığı elbette rastlantı değil.


Geçtiğimiz günlerde önce Şanlıurfa’da ve hemen onu izleyerek Kahramanmaraş’ta yaşanan ve geleceğimizi aramızdan alan iki üzücü olaydan sonra Cumhuriyet’e yaşamları boyunca dost olmamışların “kutlamalar yapılmasın” çıkışı işitildi. Kutlama kavramının çalgılı, çengili etkinliklerle özdeş tutulmasından yararlanan bir çıkıştı.
Kutlama, kut kökünden türetilmiş bir sözcük. Kut’un bir anlamı da “mutluluk”. Elbette yastayız. Ama, yasta olmak 23 Nisan’a anlam katan geçmişe borcumuzu ödemeye engel değildir. Mutluluk gereği kutlama başka yasa gölge düşüren kutlama başkadır.
23 Nisan kutlu olsun.
Not : Yazıdaki görseller Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı yayını “Fotoğraflarla Atatürk : Bir Ömür, Bir Cumhuriyet”, (2025, Ankara) kitabından alıntılandı.


Yorum bırakın