Yazar: cumhuriyetciyorum
-
Son 10 yıldaki her seçim gibi bu da ölüm kalım sorunu olarak önümüze kondu. Özellikle, telaş içindeki iktidar bu kez “beka” sözcüğü üzerinden oy toplamayı önceledi. Açık olan bir şey varsa Türk siyaset ortamının hiç bu kadar yozlaşmadığıdır. Sözcüğün tam anlamıyla kötü iyiyi kovmuştur. Yalana yalanla, dinsel sömürüye yine dinsel sömürüyle karşılık verilerek siyaset…
-
Milli maç İşkodra’da olunca gezi anıları canlandı. 2011 yazının bir haftasına sığdırılan yüksek yoğunluklu Balkan gezisinin bir gününü Arnavutluk’ta geçirmiştik. Sabah Makedon sınırından başlayan günübirlik Arnavutluk serüvenimiz günün sonunda İşkodra’dan Karadağ’a geçişle noktalanmıştı. Aklımda kalan, Arnavutluk’un Balkanların en alçakgönüllü ve de en yoksul ülkesi olduğuydu. Arnavutluk’la Türkiye dinsel yakınlığın da etkisiyle sıcak ilişki içinde olmuştur…
-
Yaklaşık iki yıl önce önce benzer başlıklı bir yazı yazmışım. Yine bir albay, yine bir teşekkür! Umutsuz olmayı, enseyi karartmayı alışkanlık haline getirmiş klavyeperestler bu olaydan ders çıkartmalı. 2017 yılının Mayıs ayında yine bir albayımız, Orkun Özeller Amerikalıların madalyasını kabul etmesinin vicdanına sığmayacağını söylemişti. Kamuoyunun övgüsünü kazanan bu olayla ilgili olarak ayrıntılı bilgi için bağlantıya…
-
İçinde bulunduğumuz 2019 Milli Mücadele’ye atılan ilk adımın 100. Yılı. Durum böyle olunca yakın tarihimiz açısından önem ve anlam taşıyan başka olayların da 100. Yıldönümünü yaşamış oluyoruz. Milli Mücadele’den, Cumhuriyet’ten ve Devrimler’den soyutlanamayacak bir diğer 100. Yıldönümü Tıbbiyelilerin işgalciye başkaldırısıyla ilgilidir. Her ne kadar 14 Mart Tıp Bayramı Osmanlı’da 14 Mart 1827’de çağdaş tıp okulunun…
-
Cani, insafsız, insanlık düşmanı, sayın sayabildiğinizce. Böylesi durumlarda uygun sıfat arayışı öne geçer. Duygular kabardığı içindir. Duyguların öne geçmesine gerçeklere körlük eşlik eder çoğunlukla. Yeni Zelanda’da pek çoğumuzu dehşete düşüren bu toplu cinayet olgusu ne ilktir ne de son olacaktır. Etnik, dinsel ve mezhepsel gerekçeli düşmanlıkların her geçen gün yükselmekte olduğu hepimizce bilinen bir durum.…
-
Torbalı yakınlarındaki Metropolis 12 İyon kentinden birisi. “Meter”, “mutter”, “mother” kökünden gelen kentin adı ANA TANRIÇA’yı yaşatmış bugüne dek. Kibele olarak da kültleşmiş ana tanrıça insanlar yerleşikleştikçe daha fazla önem kazanmış. Tarlalar tarımsal üretimin, kadınlar da insan üremesinin simgesi olmuş. İnsanlığın evrimiyle üretim öne çıktıkça insan kaynağı ve dolayısıyla insan sayısı her geçen gün önem…
-
Kolombiyalı siyasetçi Gustavo Petro’nun şu sözü çok hoşuma gider. “Otomobil kullanımı tabana yaygınlaştıkça değil, varlıklılar otomobil kullanımından vazgeçtiğinde insanlık gerçekten gelişmişliğe adım atmış olacaktır!” Gustavo Petro’nun otomobil kullanımından caydırmayı amaçlayan öğüdü yaşıyorum. Özellikle kent içi ulaşımda özel taşıtı yaşamından çıkartmış birisi olarak otomobille ilgili hemen hiç bir şeye ilgi duymayacağımdan kuşkum yoktu. Torbalı’da Özgörkey…
-
Yazı başlığı uzun oldu! Farkındayım! Ama, başka türlü anlatması çok zor olacaktı. Anımsayacaksınız! Cumhuriyet’le birlikte kendisini gösteren Çağdaş Türkiye dört koldan aşağılanmakta ve yerin dibine batırılmaktaydı. Bu hoyratlık ortamında Dışişleri de payına düşen azarı işitmiş, aşağılamayı yaşamıştı. Monşer kavramı üzerinden sözüm ona bir Cumhuriyet kalesi daha yerle bir edilirken; avamlık ve düzeysizlik bu geleneği…
-
Yerel seçimlere giderken iktidarını korumak zorunda olanlar anlaşılmazlık kartını açtılar. Tıpkı din ticaretinde olduğu gibi anlaşılsın diye değil anlaşılmasın çabası harcandığına tanıklık ediyoruz. Yerel seçimlerin olmazsa olmazı olan kişilik ve yerel sorunlar neredeyse söz konusu edilmiyor. Seçimlerin bir beka sorunu olduğundan hareketle hemen her sözün sonu bu, pek çok kimsenin tam olarak anlamadığı ama…
-
Aziz Sancar’ın Nobel’i aldığı günü dün gibi anımsıyorum. İçi kararmış bir milleti, umutsuzluk denen illetin tavan yaptığı günlerde pek sevindirdiğini de! Sevinmekle yetinmemiş gurur ve onur da duymuştuk! Türklerin onu sahiplenmesinde şaşılacak bir şey yoktu elbette. Aziz Sancar da yaşamının 40 yılı aşkın süresini ABD’de geçirmiş, Nobel’i hak etmesini sağlayan çalışmalarını bu ülkede yapmış olmasına…
