Kategori: AZİM VE KARAR
-
TBMM, tek kişilik yönetimde gölgede kalmıştı. Başka deyişle TBMM notere dönüşmüştü. Seçimlerde anlaşılabilecek nedenlerle Cumhurbaşkanlığı öncelendi. TBMM seçimlerinden ya söz edilmedi ya da gereğince önemsenmedi. Kanımca yeni TBMM bileşimi tüm zamanların en kötüsü olarak anılacaktır. Muhalefeti terörle ilişkilendiren iktidar partisinin kendisi HÜDAPAR’la işbirliği yaparak kendi söylemlerini boşa çıkarttı. İktidarın Yeniden Refah Partisi’yle işbirliği de değinilmeyi…
-
Seçime geri sayarken gerektiğinde kaba güce başvurulabileceği Erzurum’da görüldü. 2007 yılında bugün de yayımını sürdüren bir günlük gazetede “bir çift dudak” başlıklı yazımda iktidarın anayasayı delme heveslerine değinmişim. O yıllarda anayasayı kurucu ilkelerden arındırma ve Batılıların istekleri doğrultusunda biçimlendirme eğilimleri ağır basmaktaydı. FETÖ kumpas davalarının da eli kulağındaydı. Demokrasiyi inmek istedikleri durağa gitmek için tramvay…
-
Toplumsal şiddet sıradanlaştı. Hatta, o kadar kanıksandı ki sorun olmaktan değil ama sorun olarak algılanmaktan bile çıktı. Seçkin bir hekime yönelen şiddet aynı gün sosyal ortamlara düşen bir kadının açıklamalarıyla rastlaşınca gündemde yer buldu kendisine. Kalp Damar Cerrahisi uzmanı ve akademisyen de olan hekimin uyguladığı bir cerrahi yöntemle tıp yazınına girecek denli önemli bir buluşun…
-
1 Mayıs ilk kez 1 Mayıs marşının bestecisi Sarper Özsansız kutlandı. Yetim kaldı dense yeridir. Tıpkı marşı gibi afişi de külttür 1 Mayıs’ın. Tasarımcısı Orhan Taylan neyse ki aramızdadır. Marşın unutulmaz yorumcuları Cem Karaca ve Timur Selçuk da sonsuzluğa uğurlanalı epeyce oldu. 1 Mayıs’a can verenlerin yüce anısı önünde saygıyla eğiliyorum. 1 Mayıs bir kez…
-
“1921 Türkiyesini tanıyanlar, kurtuluş harbi cephesinin saflarını dolduran aç, kimsesiz ve bakımsız harp çocuklarını hatırlayanlar, 337 senesinde (1921) Himayei Etfal Cemiyeti’nin Ankara’da ne ağır ve aynı derecede ne büyük milli bir vazife hissiyle, teşkil edildiğini takdir ederler.” Dr Mehmet Fuat (Umay) Biyolojik baba olmasa da Mustafa Kemal’in çocuklara olan ilgisi sayısız kaynakça doğrulanan bir gerçektir.…
-
Bizlerin Beyaz Zambaklar Ülkesi olarak tanıdığı, yetinmeyip sevgi ve saygı duyduğu Finlandiya 75 yıllık “tarafsızlık” tutumuna son verdi. 4 Nisan’da NATO üyeliği geçerlilik kazandı. Bu durum bir ülkenin kafasını giyotine kafasını kendi isteğiyle uzatması olarak da nitelendi. Ukrayna’da yaşananlara bağlanan bu durumun öncesiz olmadığı söylenebilir. Fin gazeteci Mauno Saari’yle yapılan söyleşi Finlerin değil ama Finlandiya’yı…
-
Seçimlere geri sayarken açıklanan milletvekili aday listeleri iyileşmek bilmeyen yaramızı bir kez daha kanattı. FETÖ’cü, azgın dinci, etnikçi, bölücü, liberal ve de ülke düşmanına eşdeğer her ne kadar öğe varsa kendisine yer buldu listelerde. Geçmişte parmakla saydığımız olumlu kişileri bu kez mumla arasak da bulamadık. Bir tek Kemalistlere, Cumhuriyetçilere yer bulunamadı dense abartı olmaz. İlkesizlik…
-
Hayvanlara yaklaşım, hayvanlara benzetilmeye karşı verilen tepkiler küresel ölçekte akla kara kadar karşıtlık içerebilir. Kendisi üzerinden yürütülen tartışmalardan habersiz ayı dostumuz da bu karşıtlık kaynaklarından birisidir. İnsanların kendisiyle ilgili yargılarını ve özdeşleştirmelerini bilse öfke küpüne mi dönerdi? Yoksa katıla katıla güler miydi? Bilmemiz olanaksız! Ayı özellikle kuzey toplumlarında ayrıcalıklı varlıktır. Türkiye’de birisini ayıyla özdeşleştirdiğinizde başınıza…
-
Ülkeler ve toplumlar için utanç günleri vardır. Kıvanç ve övünç günleri hiç unutulmaz. Ama, utanç günleri her nedense bellek engeline takılır. Hükümetin ya da meclisin aldığı bir karar utanca ya da övünce gerekçe olabilir. Benim hiç aklımdan çıkmayan utanç gerekçelerinden birisi, henüz dünyaya gelmemiş olduğum yıllardan birinde Türkiye’nin Cezayir konusunda BM’de kullandığı “çekimser” oyudur. O…
-
Son günlerde yaşananlar “İKİ TİP”i gözden geçirmeyi gerekli ve yararlı kıldı. İlk TİP (Türkiye İşçi Partisi) 1961 yılında kuruldu. Sınıfsal bilincin oluşmaya başladığı yıllardı. Çoğu zaman “askeri darbe”yle etiketlenen 1960 devriminin ve onun ürünü 1961 anayasasının oluşturduğu ortama borçluydu varlığını. Yeri gelmişken yinelemekte sakınca yok! Askersel ya da sivil olguları yol açtığı sonuçlara göre irdelemek…
