Kategori: YARINLAR

  • Bölgede ve ülkede feodalizm korunarak hiç bir sorun çözüme kavuşturulamaz. Var olduğu açık olan soruna etnik etiketler yapıştırmak yerine sorunun sınıfsal ve ona bağlı olarak da ekonomik olduğunu kabullenmekle başlanmalıdır.

  • HUTBE

    Son hutbeyle gelinen noktada Cumhuriyet kurumu Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, önemli devrimlerden medeni yasayı ateş altına aldığı görülmektedir. Anayasal suç da işlemiştir bu son hutbesiyle Diyanet İşleri Başkanlığı. Bağımsız yargının yerinde yeller estiği için bu anayasal suç da öncekiler gibi sessizlikle izleniyor.

  • Son söz : Türkiye’nin ne alacağı ne de vereceği bir karış toprak yoktur.

  • Tek başına da kalsa Atatürk ve onun en büyük eseri cumhuriyeti korumak, kollamak için yapmayacağı olmayanlardandı. Öyle yaşadı! Son sözü “Cumhuriyeti yaşatın!” olmuş. Ona yakışan şekilde göçmüş sonsuzluğa…

  • KUMDAKİ ÇİZGİLER

    “Ankara’da birileri var mı” diye haykırasım geliyor. Öte yandan da düşünüyorum! Bu sözlere emperyal maşayı TBMM’ye çağırarak iktidarlarını sonsuzlaştırma histerisine yakalananlar mı karşılık verecek? Açılıma hevesli olan ama Sevr meydan okumasına gelince uyur gibi yapan kurucu partinin bugünkü kadroları mı tepki gösterecek? Sınırları kanla, canla çizilmiş bir ülkenin siyaset kurumundan “burası Sykes-Picot dayatmasıyla sınırı çizilen…

  • Yazıya iki anıyla başlamamda yarar var. İki anı da kilometrelerce uzakta, ABD’nin San Fransisko kentinde yaşandı. Hem de neredeyse aynı anda. Yıl 2001, San Fransisko. Bir grup Türk olarak San Fransisko kent merkezinde dolaşıyoruz. Bir şeyler yemek için rastladığımız bir kafeye giriyoruz. Aramızda Türkçe konuşuyoruz. Bizi duyan işletme sahibi son derece güzel bir Türkçeyle katılıyor…

  • NATO’YA SELÂM, İNGİLTERE’YE SİTEM!

    Un, var, yağ var, şeker var! Helvayı niye yapamıyoruz sorusunun karşılığı NATO’ya selâmda, İngilize sitemde bulunabilir.

  • MEHMET, BERKAY, ALİ ONUR…

    Bunlara bakınca anayasal hakların güvencede olması bir yana askıda olduğu açıktır. Türkiye’de yaşayıp da olan bitenlere tepki gösterme hakkını kullananları uzun ince bir yolun beklediği tartışmasızdır.

  • Üniversite gençliğinin, büyüklerine rehberlik edercesine sokaklarda oluşunu anlamak için onların durumunu algılamak gerekir. Tüm toplum kesimlerinin tepkisellik içinde olduğu gerçeğine sırt çevirip barışçıl eylemlilik sergileyen tertemiz insanlara “turuncu darbeci” etiketi yapıştırma çabası tek sözcükle betimlemek gerekirse aymazlıktır.

  • Tıbbiyeli Hikmet anıtı, İzmir (Ceyhun Balcı arşivi) Türkiye’nin başına yeni çoraplar örülürken, Cumhuriyetin üzerine kara bulutlar çökmüşken bir 14 Mart daha gelip çattı. 14 Mart tümüyle bizlere özgü bir gün ve bayram. Hekimlerin bayramı gibi görünse de özündeki bağımsızlık kararlılığı ve vatanseverlik tutkusu göz önüne alındığında son derece değerli, simgesel ve kitlesel bir bayramdır 14…