İçeriğe geç
cumhuriyetciyorum

cumhuriyetciyorum

    • About
    • ÖZGEÇMİŞ


  • İlkokulu Tokat Niksar ve Eskişehir Çifteler’de okudum.

    Orta ve lise öğrenimimi Eskişehir Anadolu Lisesi’nde tamamladım.

    Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni 1985’te bitirdim.

    Zorunlu hizmet yükümlülüğümü Ağrı Devlet Hastanesi’nde (1985-87)yerine getirdim

    1991’de Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı unvanı aldım.

    Kırk yıla yaklaşan hekimlik yaşamıma emekli olarak son verdim.

    Böylelikle kendime yüklediğim sosyal sorumluluk etkinliklerine daha fazla zaman ayırır oldum. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve devrimlerine gönülden bağlı bir yurttaş olarak ülkemiz ve dünyamız sorunlarına eğilme çabası gösteriyorum.

    Gazete, dergi ve sanal ortamda yayımlanmış yazılarımdan oluşan SUYA YAZILAR, Zeus Kitaplığı 2013 ile Covid 19 küresel salgını sırasındaki denemelerimden oluşan İÇİMİZDEKİ YABANCI : VİRÜS, Cumhuriyet Kitapları, 2020 adlarıyla yayımlanmış iki kitabım bulunmaktadır.

    Yazılarım başta kendi blogum olan cumhuriyetciyorum.com’da okurlarla buluşmaktadır. Ayrıca, Dağarcık Türkiye topluluğuna katkıda bulunuyorum ve topluluğun etkinliklerine katılarak dağarcığımı varsıllaştırmaya çalışıyorum.

Ceyhun Balcı kişisel blogu.

Burada nesnel bilgilerin yanı sıra öznel görüşler de okuyabilirsiniz.

Aşağılama ve kötü söze ne burada ne de yorumlarda geçit verilmez.

Buna karşılık keskin eleştiri olmazsa olmazımdır.

İKİ AYAKLI OLMAK

Ocak 2, 2014

·

DAĞARCIK TÜRKİYE YAZILARIM

Image

İki Ayaklı Olmak (*)

Ceyhun Balcı

Ocak, 2014

Üç buçuk milyar yaşında olduğu kestirilen dünyamızda biz insanların tarihi bir kaç milyon yıldan daha geriye uzanmıyor. Okyanusta damlaya eşdeğer bir geçmişe sahibiz mavi gezegende. Homo sapiens’i diğer memelilerden, omurgalılardan ve başka tüm canlılardan ayıran önde gelen özellik “iki ayaklı” olmasıdır diyebiliriz. Bu özgün dönüşümü evrime borçluyuz. Daha geniş bir bakış açısıyla irdelendiğinde türümüzün kültür ve uygarlık oluşturabilme kapasitesini bu dönüşüme borçlu olduğu da söylenebilir. İki ayaklılığımız değişik bilimcilerce farklı tarihlenmekle birlikte en çok 5-6 milyon yıl geriye uzanıyor.

Neden “iki ayaklı” olduk sorusuyla birlikte evrimin önemli özelliklerinden birisi olan uyumu anımsamak yerinde olur. Evrim, her zaman mükemmeli yakalamasa da, rastlantısallık içerse de gerekliliğin sorunudur diyebiliriz. Ağaççıl maymun atalarımızı yere indiren ormansızlaşma mıydı? Yoksa, yaşadıkları yerde su baskını mı yaşanmıştı? Aile kurup eşe, evlada daha iyi göz kulak olmak iki ayak üstünde daha mı iyi başarılacaktı? Belki de daha iyi avcı olunacak ya da av olmaktan kurtulunabilecekti iki ayaklı olunarak! Atalarımız iki ayak üstüne dikilerek besine daha kolay erişmiş, vücut sıcaklık ayarını daha iyi yapmış olabilirler miydi?1

Neden her ne olursa olsun iki ayaklılık ünlü evrimbilimci Daniel Lieberman’ın tanımladığı gibi biz insanları diğer türlerden ayıran en önemli ve ardışık uyumsal özelliktir.2

Güçsüz ve savunmasız atalarımızın hayvanlar aleminin kralı oluşunda da bu uyumsal özelliğin etkisini göz ardı etmemek gerekir.3 Homo sapiens hiç kuşkusuz yalnız değildir iki ayaklılıkta. Ancak, bizim iki ayaklılığımız zorunlu ve tam zamanlıdır. İki ayaklılık diğer türlerde de söz konusu olabilse de onlarınki seçmeli ve yarı zamanlıdır. 4

Bundan 5-6 milyon yıl önce ayağa kalkan türümüzün bu sıradışı  dönüşümü sürdürmesinde enerji tutumunu başarabilmiş olmasının rolü göz ardı edilmemelidir. İnsanın dört ayaklılıktan, iki ayaklılığa geçişiyle fazladan harcaması gereken enerji oranı yalnızca % 7’dir. 5 Örneğin, bu uyum % 50’lik bir enerji gereksinimiyle sonuçlanmış olsaydı sürdürülmesi bu denli olanaklı olmayabilirdi. Unutulmamalı ki, daha fazla enerji gereksinimi, daha fazla besin ve çaba demektir. Her biri besin üreticisi olmak zorunda olan atalarımız için bunun yaratacağı bedeli düşünmesi bile korkutucu değil midir?

Ayağa kalkmak insanda tepeden tırnağa bir dizi değişikliğe yol açmıştır! Dört ayaklı atalarımızda omurganın ortalarında bir yerde olan ağırlık merkezi kalça eklemi dolaylarına taşınırken; atalarımızın yay biçimli omurga sütunu bizlerde “S” biçimini almak zorunda kaldı. Ön ayakları boşa çıkartıp ellere dönüştürmüş olduk. El becerilerinin gelişmesi, araç gereç yapımı anlamına gelirken insan atalarımız belki de bir bedel ödediklerinin farkında bile değillerdi. Doğada ve evrimde sonsuz kazanç, kazan-kazan döngüsü olmadığının altını çizelim yeri gelmişken. Özellikle endüstri devrimi ve onu izleyen bilgi çağında doğamızla uyumlu olmayan hareketsizliğin de etkisi tartışılmazdır bu bedelin ortaya çıkışında! 4 Ayağa kalkan ve insanlaşan primat artık bir bel hastasıdır! Kendinizi ve çevrenizi sorguladığınızda sayısız omurga hastasına rastlayacağınızdan kuşku duymamalısınız.

Bedel ödeten ve iki ayaklılığımızın güvencesi olan bölgelerden bir başkası da dizimizdir. Vücut yapısı bozulan, ağırlığı artma eğilimi gösteren insanların yaşam sürelerinin uzaması başlarına bir de diz ağrısı derdi almalarıyla sonuçlanmıştır diyebiliriz. Ağır gövdelerin yükü altında ezilen dizlerimizin çığlığı duyulabilir olduğunda vakit artık çok geçtir.4

Ağaççıl atalarımızın tersine bizlerin ayakları yük taşımaya ve yere sağlam basmaya uyum sağlamıştır. Daldan dala atlama gereksinimi içinde olmadığımızdan ayak başparmaklarımızın kavrama yeteneğine sahip olması gerekmez olmuştur. Başparmak diğerlerine yanaşmış ve bir yerlere tutunmaya yönelik tasarımını terk etmiştir. Ayaklarımız için artık, ayakkabıya girme ve yeri geldiğinde akılsız başın cezasını çeken bir çilekeş organa dönüşme zamanı gelmiştir.4

İki ayaklı olmak deyince doğal olarak hareket sistemine odaklanmış olduk. Bir ayrıcalık yapıp kafatası büyüklüğü-iki ayaklılık ilişkisine de kısaca değinelim. Tavuk mu yumurtadan yoksa tersi mi sorusunun çokça seslendirildiği konu başlığıdır. Bonobo ile ilk insansıların beyin büyüklüklerinin karşılaştırılması merakımızı giderebilir. Buluntular üzerinde yapılan çalışmalar bonobo ile 3.5 milyon yaşında bir Australopithecus aferensis olan Lucy’nin kafatası oylumları arasında fazlaca fark olmadığını göstermiştir. Denilebilir ki, maymunlar ayağa kalkıp insansı olduktan hemen sonra değil, zaman içinde insan olmaya doğru yol alırken büyütmüştür beynini. 5 Boşa çıkan ellerin yoğunlukla kullanımı beyin kapasitemizin ve büyüklüğünün artışını tetiklemiş olmalı!

İki ayaklı olarak ayakta durma, koşma, yürüme ve sıçrama eylemleri gerçekleştiririz. Böylelikle yeryüzünün egemeni olduğumuz söylenebilir. Zayıf ve savunmasız atalarımız belli ki iki ayaklılaşarak yakalamış görünüyorlar bu üstünlüğü.

Ne ilginçtir ki; dört ayaklı başka türler hem kısa mesafe hem de orta/uzun mesafe koşularda türümüzü uzak ara geride bırakacak yetenektedirler. Örneğin, saatte 100 km hıza erişebilen bir çitanın en hızlı insan Usain Bolt’a şans bile tanımayacağı açıktır. Yine ortalama bir atın en hızlı 10 bin metreci Mo Farah’ı yarış bitiminde 7-8 dakika bekleyeceğini ve hatta beklemekten sıkılabileceğini de rahatlıkla söyleyebiliriz.

Türümüzü diğerleri karşısında benzersiz ve üstün kılan bir spor dalı yok mu diye sormuştum kendi kendime araştırırken.  İnsanın atletizmin cirit atma dalındaki karşıtsız üstünlüğüne ilişkin bir yazıya rastlayınca ne kadar mutlu olduğumu anlatamam! Cirit atmada insanın değil yanına yaklaşabilen, cirit atmayı becerebilen bir başka tür olmadığının altını çizelim.6 Günümüzde stadyumlarda yarışma amacıyla gerçekleştirilen bu sporun geçmişte türümüz için bir besin sağlama ve dolayısı ile de sağkalım dayanağı olduğunu göz ardı edemeyiz. İnsanın iyi bir cirit atıcısı olması avına çok yaklaşmadan onu vurabilmesi fırsatı vermiş olmalıdır. Böylelikle daha fazla ava ve daha fazla proteine erişebilen insan beynini büyütme yolunda da önemli bir avantaj sağlamıştır. Bugün için sıradan bir ayrıntı gibi görünen bu yeteneğin türümüzü yaşama bağladığını, evrimine olumlu katkı yaptığını söylemek hiç de yanlış olmayacaktır.

(*) “İki Ayaklı Olmak” 6-8 Aralık 2013’te Ankara’da yapılan Dr Mehmed Fuad UMAY 4. Ulusal Tıp Günleri’nde sunulmuştur.

Kaynakça

1http://www.princeton.edu/~achaney/tmve/wiki100k/docs/Bipedalism.html

2 http://www.fas.harvard.edu/~skeleton/danlhome.html

3 American Scientific, November, 2013.

4http://elucy.org/Main/WhatIsBipedalism.html

5http://digitalcommons.iwu.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=1013&context=socanth_honproj

6New Scientist, 16 March 2013, The Body.

Bunu paylaş:

  • X'te paylaş (Yeni pencerede açılır) X
  • Facebook üzerinde paylaş (Yeni pencerede açılır) Facebook
Beğen Yükleniyor…

Yorum bırakın Cevabı iptal et

Whether you’re a blogger, photographer, or creative professional, Brightblog is a versatile theme that will shine your content. Its magazine-inspired layout and customizable design make it the perfect choice for anyone looking to elevate your blog to the next level.

Tumblr

Instg

Fcbk

WordPress.com’da Blog Oluşturun.

  • Yorum
  • Tekrar blogla
  • Abone Ol Abone olunmuş
    cumhuriyetciyorum
    Diğer 273 aboneye katılın

    Have a WordPress.com account? Log in now.

  • cumhuriyetciyorum
    Kısa adresi kopyalaYazıyı Okuyucu'da görünrüle
    Abonelikleri YönetKaydolunGiriş
    Bu içeriği rapor et
    Bu şeridi gizle
%d