Yasak kalkınca ilk yolculuk zorunlu nedenle İstanbul’a oldu.

Düşündüm taşındım! Uçağı seçtim.

Daha güvenli göründü gözüme nedense.

Güvencem hava taşımacılığının çok daha kuralcı ve ciddi olmasıydı. Havacılık hata kaldırmadığı için kurallar birebir uygulanır.

İzmir Adnan Menderes havaalanına varır varmaz özenle gözlemlemeye çalıştım.

Sosyal mesafe ve olabildiğince temassız bir ortam oluşturulduğunu söylemek olası. Uçuşların önceki gibi yoğun olmayışının da payı var bu olumlulukta elbette. Uçağa biniş de kurallara bağlanmış. Bu kurallara da uyulduğunu gördüm.

Uçuş olmasa havaalanında gördüklerimi dört dörtlük olarak nitelerdim. Kabin içinde yan yana, kaçınılmaz şekilde temaslı oturma düzeni bir çuval inciri berbat etti demekten alamıyorum kendimi. Bunu öngördüğüm için yaşamımda ilk kez business sınıfından bilet aldım. Yirmi kişilik bölümde 5 yolcu olunca sosyal mesafe de doğal olarak sağlanmıştı. Ölümcül salgın koşullarında bile para her şeyin önüne geçmiş durumda. Havayolu şirketlerinin ayakta kalması ve kazançlarını sürdürmesi uğruna insan sağlığı tehlikeye atılabiliyor.

Uçaktaki manzarayı görünce günde bilmem kaç kez sosyal mesafe masalı anlatanlar geldi gözümün önüne.

Cumhuriyet’in en önemli yapıtlarından birisi denilerek geçen yıl açılan İstanbul havaalanının durumu yürekler acısıydı. Bunca böbürlenmeye ve şişinmeye karşılık ölüm sessizliği çökmüştü bu görkemli yapıtın üzerine. Havaalanından Cumhuriyet eseri çıkartmaya çalışanların da bu durumu değerlendirmesini diliyorum.

İzmir’e dönüş için havaalanı otoparkında 3 aydır tutsak olan aracıma bindim ve yola çıktım. Kuzey otoyolunu izleyerek İstanbul’un bezdirici trafiğinden uzak olurum diye düşündüm. Yanılmadım. Üçüncü boğaz köprüsü Yavuz Selim yoluyla akıcı trafikte bile Osman Gazi köprüsüne ulaşmam 1 saat 15 dakika sürdü.

Yavuz Selim Köprüsü

Kuzey otoyolu boyunca gördüklerim içimin parçalanmasına neden oldu.

İstanbul’un yalnızca kuzeyinde kalmış olan yeşile bu otoyol aracılığıyla zehirli bir hançer saplanmış. Otoyolun çevresi hızla yapılaşmaya ve dolayısı ile betonlaşmaya açılmış. Ağaçlar yerini ucube yapılara bırakıyor. Üzüldüm. Hem havaalanı hem de onun bağlantı yolu olan kuzey otoyolu İstanbul’un tabutuna çakılan son çivi olmuş.

Azmanbul’un daha da azmanlaşmasının önü açılmış!

Bugün 20 milyona dayanmış olan nüfusun yakın gelecekte 30 milyona merdiven dayamasına şaşırmamak gerekecek.

Dünyanın gelişmiş ülkelerindeki metropollerin büyümesinin önüne geçilmiş olduğunu biliyoruz. İstanbul gibi büyümesi sınırlanmayan metropoller ise megapolleşirken bir yandan, diğer yandan da az gelişmişlik anıtları olarak geçiyorlar tarihe.

Yeni havaalanından İzmir’e 5 saat 50 dakikada geldim. Yolculuğun Osman Gazi köprüsünden sonraki bölümü ise 4 saat 35 dakika sürdü. Yolda 3.5 saatte İstanbul-İzmir duyurularını okuyunca bu yolu kim nasıl 3.5 saatte gitmiş anlamakta zorlandım.

Osman Gazi Köprüsü

Sözün özü hava yolculuğu öne sürüldüğü risksiz değil. Özel araçla yolculuk ise tersine son derece güvenli. Ama, yine de mola yerlerinde özenli olmakta yarar var.

Otoyol boyunca bazı gişelerde nakit para ödendiğini şaşırarak gözlemledim. Bu salgın ortamında kabul edilemez bir uygulamaydı bana göre.

Gişelerde nakit para kullanımı geçişleri aksatırken salgın ortamının ruhuyla da uyuşmayan bir uygulama

Bir de otoyol ve köprü ücretlerini eklemek gerek.

Yavuz Selim köprüsünden İzmir’e gelene dek yaptığım ödeme herhalde 500 TL’ye yaklaşmıştır.

Sakın ben bu yoldan geçmem deyip ödemeden kurtulacağınızı sanmayın!

Bunlar Deli Dumrul köprüleri. Geçiş güvencesi verildiği için geçsen de geçmesen de para ödüyorsun! Vergilerinle…

Ceyhun Balcı, 06.06.2020

Posted in

“GÜNÜBİRLİK İSTANBUL” öğesine 2 yanıt

  1. Erdem Alptuna Avatar
    Erdem Alptuna

    Otoyola kaç lira ödediniz?Gelecek yazınıza onu da ekleyin  bence. En can alıcı noktası orası.

    Android’de Yahoo Postadan gönderildi

  2. cumhuriyetciyorum Avatar

    Çok haklısınız. Yavuz Selim köprüsünden başlayarak İzmir’e kadar 500 TL’ye yaklaşmıştır.

Yorum bırakın