Beş gün önce yazmıştım stadyumlarda yaşanan kaygı verici gelişmeleri.
Ormalarda yükselen seslerin kaynağı siyaset kaynaklı gelişmelerdi. “Terörsüz Türkiye” etiketli düzenlemelere karşı eksik kalan toplumsal tepki stadyumlarda kendisini göstermişti. Gereksiz ve bir o kadar tehlikeliydi bu tepki görünümlü davranışlar.
Bir bakıma, birilerinin beklentilerini karşılama eğilimindeydi denebilir izleyicilerin verdiği iletiler.
Siyasetle başlayan süreç stadyumlara sıçramıştı.
Stadyumlardaki tepkilerin dışarıya taşması olarak nitelenebilir Trabzonspor izleyicilerini taşıyan otobüze Ergani’de yöneltilen saldırı.

Barış ve kardeşlik yaftalı açılımın yol açması olası sonuçların yaşamımızda yer alması için çok da beklemek gerekmediği anlaşılıyor.
Türk-Kürt kardeşliğine vurgu yapan söylemlere Arap öğesinin eklendiği gözlerden kaçmayacak denli belirgin.
Allı, pullu sözlerle süslenen söylemleri dile getirenlere bir soru yöneltmek kaçınılmazdır.
Etnisite adlarıyla bezeli sözde kardeşlikten ve barıştan söz edebilmek için adları anılanlar arasında bir kavga, dövüş hali olması gerekmez miydi?
Bunun zerresinin olmadığı yerde dile getirilen söylemlerin ters etki yaratması olasılığı akla getirilmedi mi?
Diğer yandan, 40 yılı aşkın süredir ülkemizin hemen her köşesini kana bulayan narko terör örgütünün ileri gelenlerinin özgürlüklerine kavuşturulması söylentisi bile huzursuzluk kaynağına dönüşmektedir.
“Terörsüz Türkiye” kurgusunun ileri gelenleri, açık ve örtük savunucuları bu gelişmeler konusunda bir kaç çift söz söyleme zahmetine katlanacaklar mı?
Yoksa, her zaman olduğu gibi bu gelişmeleri “görmedik, duymadık, bilmiyoruz” demeyi mi yeğleyecekler?
Yorum bırakın