Yazar: cumhuriyetciyorum

  • Tarih : 10 Eylül 1922! Yer : İzmir Karşıyaka İplikçizade Köşkü. Mustafa Kemal Paşa kalacağı yere coşkulu kalabalığın arasından geçerek gelir. Tutsaklığı sona ermiş İzmirli burada 12 Haziran 1921’de yaşananı unutmamıştır. Yunan kralı Konstantin o tarihte köşke Türk bayrağını çiğneyerek girmiştir. Yunanın Anadolu’ya sahip olma düşü gerçekleşmeye yaklaştığı içindir bu soysuz ve sınır tanımaz davranış.…

  • Dilruba Kayserilioğlu bir sokak röportajı sonrasında soluğu tutukevinde aldı. Çok hızlı sonuçlanan yargılama sonunda aldığı ceza tutuklanmasını gerektirmeyecek nicelikteydi. Baştan da belliydi bu durum. Ancak, iktidarın her geçen gün baskıyı artırdığı ortamda cüppesinin önüne ilik açtırmış bir yargıç ya da savcı bulmak kolaylaştı. Dolayısı ile adliyedeki yargıçlardan biri değilse diğeri “beyefendi benim yerimde olsaydı bu…

  • İzmir’e gelen kruvaziyer gezginleri bundan böyle Karşıyaka’yla da tanıştırılacakmış basına yansıdığınca. Gezginlerin gezip, görebilecekleri nokta sayısını artırmak olumlu bir girişimdir. Ancak, yine de çoğunluğun kentin sıfır noktasına yöneleceği, Kemeraltı, saat kulesi, Agora gibi eski kent değerlerini seçeceği kuşkusuzdur. Kruvaziyerden İzmir’e adım atan bir gezgin 30 dakikalık bir yürüyüşle eski kente ulaşır.  PİER önündeki yaya üst…

  • Yazıya konu kişi de bir subay. Milli Mücadele başlar başlamaz Ankara’nın yolunu tutanlardan. Bir elinde silah diğerinde fotoğraf makinesi. Kafkas cephesinden İstanbul’a döndüğünde biraz da işsizlikten ve can sıkıtısından edinmiş olduğu fotoğraf makinesi Atatürk’ün yanı başında olmasını sağlar. Diğer yandan da milli mücadeleyi hemen her aşamasında ve özellikle de Büyük Taarruz sırasında ölümsüzleştirmesine fırsat verir.…

  • Kars’ta bir yerel mahkemenin aldığı karar tartışılıyor. Yenidoğanlardan alınan iki damla kanla ilk akla gelen şu hastalıkların erken tanısı ve buna bağlı olarak da sağaltımı olasıdır : Bilindiği gibi Türk mehkemeleri Türk Milleti adına karar verir. Kimi davalar genel hukuk bilgisinin dışında bilgili olmayı gerektirir. Bir hukukçunun bu konularda karar vermeye yetecek ölçüde bilgili olması…

  • Anıtkabir yapımının 15 yıl sürdüğü gibi bir algı vardır. Oysa, yapımı hemen 1938’de başlamamıştır. Kırklı yılların ortalarında ancak hız kazanmıştır. Buna karşın yapımızn yavaş ilerlediğini söyleyenler haksız değildir. Anıtkabir Rasattepe olarak da bilinen 907 metrelik yükseltide yer alır. Burasının aynı zamanda bir Frig tümülüsü olduğunu, Anıtkabir’in yapımı başlamazdan önce arkeolojik kazı yapıldığını, ardıç ve taş…

  • İki günlük Çameli gezimizin Kibyra’dan sonraki durağı oldu Acıpayam kanyonu. Eskil kentler gibi doğal ortamlar da insanlarla buluşturuluyor. İlk bakışta olumlu bir durum olsa da, insanla buluşan tarihsel, doğal ve kültürel ortamların başına gelenleri anımsayınca kaygılanmamak elde değil. Çameli’den Denizli’ye giderken anayoldan biraz saparak Acıpayam’a 40 km uzaklıktaki gözlerden uzak bu doğa harikasına ulaşabilirsiniz. Yol…

  • Anadolu’da 180’i aşkın antik (eskil) kent olduğu yazılı kaynaklarda. Elbette, bu sayı kazılmış ve günyüzüne çıkartılmış olanlara ilişkin. Kazılar sürdükçe bu sayının artması şaşırtıcı olmayacaktır. Herhangi bir yoldan birkaç yıl geçmeseniz ören yeri gösteren tabelalara yenilerinin eklendiğini görürsünüz.  Adı üstünde “bereketli hilâl”! İnsanlık tarihinin hemen her döneminde yoğun yerleşime ve yaşama sahne olmuş bugün üzerinde…

  • Paris 2024’le ilgili sayısız olumsuzluktan söz edilse de olumlu yanı oyunlarla kentin bütünleştirilmiş olmasıydı denebilir. Tarihsel ve doğal alanlar başarıyla spor sahasına dönüştürülmüştü. Ok atılırken Hotel Invalides’i, Eyfel Kulesi’ni ya da bir başka etkinlikte Luvr’u, Büyük Saray’ı ya da obeliski fon yapmak iyi düşünceydi. Bu yaklaşımın diğer olumlu sonucu olimpiyat harcamalarının kamuya bindirdiği yükün olabiliğince…

  • Türkiye yaşamsal sorunlarla boğuşuyor. Siyaset kurumuysa inadına çözümden ve ilkelilikten uzakta. Kırık oklar boyanarak onarılmaya çalışılıyor. Altıok bir ilkeler dizisi olmaktan çıkartıldı, simgeler dizisine indirgendi. Gerçekte altıokun allanıp pullanmaya gereksinimi yok. Bugüne egemen pazarlamacı anlayış özden çok söze bu nedenle odaklanıyor. Mor ve yeşile boyanarak onarım amaçlanıyor anlaşılan. Altıoku ve onu tanımlayanların yaptıklarını örnekleyelim. Önce…