Kategori: GEZİYORUM

  • Osmanlı döneminde arkeoloji alanındaki ilk müzecilik girişiminin Harbiye Nazırı Fethi Ahmet Paşa’nın öncülüğünde Topkapı Sarayı yerleşkesindeki Aya İrini avlusunda 1846’da oluşturulan koleksiyonlar olduğu kabul edilir. 1869’da Sadrazam Ali Paşa’nın valiliklere gönderdiği genelgeyle eski eserlerin toplanarak İstanbul’a gönderilmesi isteği bir diğer önemli adımdır. Müzei Humayun (İmparatorluk Müzesi)’un kurulması da bu genelgeyle başlamıştır denebilir. Ahmet Vefik Paşa’nın…

  • Doğrusunu isterseniz Deniz Müzesi’ni hedefe koymamızın gerekçesi Atatürk’ün 13 Kasım 1918’de Haydarpaşa’dan Rumeli tarafına geçerken bindiği Kartal istimbotuydu. Birkaç yıl önce hurda halde ve tarih sahnesinden çekilmek üzereyken bulunan Kartal 1 “Geldikleri gibi giderler!” özlü sözünün söylendiği teknedir aynı zamanda. Bir grup vatanseverin Emekli Amiral Cem Gürdeniz önderliğinde yaşama geçirdiği imeceyle yok olmaktan kurtardığı Kartal’ın…

  • Yaşanan  her gün yaş almak demek! Gevşemeyin! Edilen bir söz o anda günlerce yaş almak anlamına geliyor. Muktedir kükrer de tilmiz susar mı? Aklı ve gerçekleri bir yana bırakıp Libya serüvenine girişen muktedir Gazi Mustafa Kemal de Libya’ya gitmişti diyerek bir bakıma kendince tartışmaya son noktayı koymuştu! Yeri gelmişken bugünkü Cumhuriyet’te Alev Coşkun imzasıyla yayımlanan…

  • Sayın Emin Çölaşan, Necati Doğru ve Gökmen Ulu, Sayın Sözcü yazarları, yayın yönetmenleri ve emekçileri, Sözcü yazarlarına ve genel yayın yönetmenlerine ceza vermiş görünen güdümlü  mahkeme kendince Sözcü gazetesine de gözdağı vermiştir.  Doğrusu böyle bir karar çıkmasa şaşırırdım. Tam da kanal tartışmaları alevlenmişken gündemi şaşırtacak bir gelişmeye yol açılmış oldu. Güdümlü olmakta sakınca görmeyen yargı…

  • Yine metroyla yolculuk yapıyorum. Bu kez mavi hatla O’Hare Havalimanı yönüne gidiyorum. Güvenlik sorunu olabileceği öngörülen uzaklara değil de birkaç durak sonraya! DIVISION CADDESİ Division istasyonunda iniyorum. Division caddesi boyunca batıya yürümeden önce Chopin Theater’ı görüntülüyorum. Batıya doğru yürüyüşümü Wolcott caddesine gelince güneye yöneltiyorum. Shit Fountain’ı arıyorum. Öngördüğüm gibi son derece gösterişsiz bir anıt. Dikkat…

  • Şikago’nun sıradışı yerlerine yönelmeyi sürdürüyorum. Bu da çevreye gitmeyi gerektiriyor. Neyse ki metro ağı bunun için biçilmiş kaftan. Şikago metrosu küçük bir alanda “subway” niteliğinde. Daha çok “elway” tanımına uygun. Şikagodaki metronun yaygın yöresel adı : El. Kısaltmayı seven Amerikalılar “elevated” sözcüğünün “El”iyle yetinmeyi seçmişler. Kentin orta yerinden başlayarak Şikago metro hatları hemen her yönde…

  • İlk olarak 15 yıl önce ziyaret ettiğim bu müzeyi bir kez daha görmek geldi içimden. Geçen yıllar insanın dağarcığını ve birikimini genişlettiği için bir başka gözle görürüm diye düşündüm bu müzeyi. Yanılmadım! Şikago kent merkezinin kuzeyinde Michigan gölü kıyısındaki 4 katlı eski bir yapıda yer alan müzede değişen bir şey yok gibiydi. Değişiklik benim bakış…

  • İlk kez gittiğiniz bir yerde hizadan çıkıp, olmadık yerlere gitmeye zamanınız da gereksiniminiz de olmuyor. Şikago gibi daha önce iki kez geldiğiniz kentte ise hizadan çıkma isteğiniz kabarıyor. Atlas Obscura bu türden geziler için sayısız seçenek sunuyor. Kitabını edinebileceğiniz gibi internet sitesinden de yararlanmanız olası. Elbette, tur düzenlemesi ya da başkaca toplu davranışlar için değil…

  • Soner Yalçın’ın son kitabı Kara Kutu şimdiden getirdiği sese bakılınca daha epeyce ses getireceğe benziyor. Kamuoyunda “etki” hekimlerde ise “tepki” yaratması kaçınılmaz bir kitap olduğunun altını çizmekte yarar var. Bu denli oylumlu bir kitabı iki günde okumuş olmama kendim de şaşırdım. Kitabın sayfalarını çevirdikçe akıp gittiğini fark ettim. Olasılıkla kitabın kapsamıyla tanışık olmamdan kaynaklıydı bu…

  • Mümtaz Soysal bizim kuşağımızın üzerinde derin izler bırakmış bir önemli değerdi. Görüşleriyle, yazılarıyla ve bir dönem (bundan 10-15 yıl önce) çok ilgi gören kapalı salon toplantılarında söyledikleriyle ufkumuzu açtı. Tabularımızın yıkılmasında önemli rol oynadı. Türkiye’yi 12 Mart ve 12 Eylül’e götüren zorlu süreçlerin olmazsa olmaz metaforu oldu sağ-sol çelişkisi ve bu çelişki etrafında oluşan saflaşma.…