Kategori: GEZİYORUM

  • Yine metroyla yolculuk yapıyorum. Bu kez mavi hatla O’Hare Havalimanı yönüne gidiyorum. Güvenlik sorunu olabileceği öngörülen uzaklara değil de birkaç durak sonraya! DIVISION CADDESİ Division istasyonunda iniyorum. Division caddesi boyunca batıya yürümeden önce Chopin Theater’ı görüntülüyorum. Batıya doğru yürüyüşümü Wolcott caddesine gelince güneye yöneltiyorum. Shit Fountain’ı arıyorum. Öngördüğüm gibi son derece gösterişsiz bir anıt. Dikkat…

  • Şikago’nun sıradışı yerlerine yönelmeyi sürdürüyorum. Bu da çevreye gitmeyi gerektiriyor. Neyse ki metro ağı bunun için biçilmiş kaftan. Şikago metrosu küçük bir alanda “subway” niteliğinde. Daha çok “elway” tanımına uygun. Şikagodaki metronun yaygın yöresel adı : El. Kısaltmayı seven Amerikalılar “elevated” sözcüğünün “El”iyle yetinmeyi seçmişler. Kentin orta yerinden başlayarak Şikago metro hatları hemen her yönde…

  • İlk olarak 15 yıl önce ziyaret ettiğim bu müzeyi bir kez daha görmek geldi içimden. Geçen yıllar insanın dağarcığını ve birikimini genişlettiği için bir başka gözle görürüm diye düşündüm bu müzeyi. Yanılmadım! Şikago kent merkezinin kuzeyinde Michigan gölü kıyısındaki 4 katlı eski bir yapıda yer alan müzede değişen bir şey yok gibiydi. Değişiklik benim bakış…

  • İlk kez gittiğiniz bir yerde hizadan çıkıp, olmadık yerlere gitmeye zamanınız da gereksiniminiz de olmuyor. Şikago gibi daha önce iki kez geldiğiniz kentte ise hizadan çıkma isteğiniz kabarıyor. Atlas Obscura bu türden geziler için sayısız seçenek sunuyor. Kitabını edinebileceğiniz gibi internet sitesinden de yararlanmanız olası. Elbette, tur düzenlemesi ya da başkaca toplu davranışlar için değil…

  • Soner Yalçın’ın son kitabı Kara Kutu şimdiden getirdiği sese bakılınca daha epeyce ses getireceğe benziyor. Kamuoyunda “etki” hekimlerde ise “tepki” yaratması kaçınılmaz bir kitap olduğunun altını çizmekte yarar var. Bu denli oylumlu bir kitabı iki günde okumuş olmama kendim de şaşırdım. Kitabın sayfalarını çevirdikçe akıp gittiğini fark ettim. Olasılıkla kitabın kapsamıyla tanışık olmamdan kaynaklıydı bu…

  • Mümtaz Soysal bizim kuşağımızın üzerinde derin izler bırakmış bir önemli değerdi. Görüşleriyle, yazılarıyla ve bir dönem (bundan 10-15 yıl önce) çok ilgi gören kapalı salon toplantılarında söyledikleriyle ufkumuzu açtı. Tabularımızın yıkılmasında önemli rol oynadı. Türkiye’yi 12 Mart ve 12 Eylül’e götüren zorlu süreçlerin olmazsa olmaz metaforu oldu sağ-sol çelişkisi ve bu çelişki etrafında oluşan saflaşma.…

  • Türkçe’ye ilişkin iki bayram kutlarız her yıl. Birisinin 800 yıl önceye dayanırken diğerininki 85 yıl önceye göndermede bulunur. Her ikisi de değerlidir. Türkçe için gerçek bayram olan Harf Devrimi ya da Türk Yazı Devrimi haksızlığa uğramaktadır. İkincisinin başlangıç noktası sayılabilecek olan bu önemli devrime hak ettiği ilgiyi göstermek gerek! 1 Kasım 1928’de Kurtuluş’un önderi, Cumhuriyet’in…

  • Bugün Sultanahmet adıyla anılan İstanbul’un dünyaca ünlü meydanı Roma döneminde sirkin yer aldığı meydandır. Bizans döneminde hipodrom ve son olarak Osmanlı döneminde at meydanı yer almıştır. Bir açık hava müzesi olduğu kuşkusuzdur. Burayı nitelerken bu kadarla yetinmek tarihe haksızlık olur. Sultanahmet Meydanı özenle irdelendiğinde bit tarihsel geçit resmi sunar ilgilisine. Meydanın en ilgi çekici nesnelerinden…

  • VİNNİTSYA Büyük Ukrayna turunda sona yaklaşırken son konaklama kentine doğru yoldayız. Odessa’dan Kiev’e doğru yol alıp, Uman’dan batıya yöneleceğiz. Ukrayna demiryolu alanında Türkiye’nin epey önünde olduğu gibi karayolu konusunda ülkemizin oldukça gerisinde. Otoyol yok. Çift yollar ise yetersiz olduğu gibi pek çok yerde bozuk. Buna karşılık Ukrayna’da sürücüler karşısındakinin haklarına oldukça saygılı. Hele söz konusu…

  • Kiev’den Odessa’ya gitmek için güneye yöneldik. İç taraflarda ağaç ve ormandan oluşan bitki örtüsü Odessa’ya, Karadeniz’e yaklaştıkça değişti. Verimli toprakların yanı sıra güneyde Odessa yakınlarında denizle buluşacak olan Dinyeper’le de arkadaşlık etmeye başladık. Odessa yakınlarında yolun iki yanında gördüğümüz gölcüklerin alüvyonla denizden ayrılan tuzlu su birikintileri olduğunu öğrendik. Göl ve tuzlu su! Odessalıların balık avlağı…