Kategori: YARINLAR
-
SEVR’İ AN(LA)MAK
10 Ağustos 1920’de emperyalizm Şark Sorunu’nu (kendince) çözüme kavuşturmada önemli adım attı. Buna göre Türkler Anadolu’dan geldikleri yere kovulacaktı. Böylece uygarlıklar beşiği Anadolu coğrafyası gerçek uygarların eline geçecekti. Yıldönümünde Sevr’e değinmekte yarar var. Her ne kadar 100. yaşını geride bırakan Lozan’a ilişkin zaman aşımı yalanları tarihe karışsa da içimizdeki Sevrciler varlıklarını sürdürüyorlar. Türkiye’nin son 20… Read more
-
ESED’DEN ESAT’A
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasına yansıyan “Esat” umut yarattı. Her ne kadar konuşmasının sonraki bölümünde “Esed” dediyse de hasret kaldığımız umuda sarılmak işime geldi. Ortak bakanlar kurulu topladığımız, birlikte tatil yaptığımız Esat nasıl ya da neden Esed oldu? BOP eşbaşkanlığı öyle gerektirdiği için. Ortada BOP mu kaldı diye soracaklar çıkabilir. Misakı iktisadisi çöken Türkiye’nin başındaki kişi can… Read more
-
VOLEYBOLU NEDEN ÇOK SEVİYORUZ?
Pek çok şeyin kötüye gittiği Türkiye’de, iyiye giden işlerin de kısa sürede bozulduğu bir gerçek. Örneğin, futbol. Dünya üçüncülüğü sonrasındaki tepetaklak gidiş şaşırtıcı olduğu kadar üzücü oldu. Faroe Adaları’na yenilen bir futbolun her şeyin önünde olma çabası ve bu çabanın bir şekilde karşılık buluyor olması anlaşılır gibi değil. Voleybol bu konuda ayrıcalıklı. Yirmi yıl önceki… Read more
-
İKİ YARGIÇ
Türkiye’nin son günlerdeki gündemine düşen iki yargıç var! Birinci yargıç Hasta refakatçisi sıfatıyla düştü gündeme. Hastasını ameliyat eden hekimin uygun dille yapılmış uyarısı bu yargıcımızın üstünlükçü damarını harekete geçirdi. Uyarılması saygısızlığını üst perdeye taşıma etkisi yarattı. Olasılıkla, adliyede herkesin üstünde konuşlu konumu bilinçaltını devindirmiş olmalı. Oysa, hak, hukuk, adalet dağıtmakla ödevli bir yargıcın üstün konumunun… Read more
-
SURİYE NE KADAR GÜVENLİ?
Türkiye Cumhuriyeti ikinci yüzyılına gün sayarken ekonomik baş etmeye çalışıyor. Deprem yıkımı cabası! Bütün bunlar yetmezmiş gibi bundan 10 yıl öncesine dek akıldan bile geçirilmeyecek demografik bozgun ete kemiğe bürünmüş durumda. Önümüzdeki yıl yapılacak olan yerel seçimler özellikle Hatay, Kilis ve Gaziantep illerinde demografik değişim gerçeğiyle yüzleşmemizi kaçınılmaz kılacak gibi görünüyor. Demografik bozgunun ana öğesi… Read more
-
AVRUPA’YA BEKÇİ OLMAK
Sosyal medyayla haşır neşir olmak mı, olmamak mı? Uzunca süredir gözden geçirmeyi istediğim bir ikilemdir. Sosyal medyadan uzak durmak haberdar olmamayı güvence altına alır. Her ne kadar olanın bitenin önüne geçilemese de haberdar olmamanın dayanılmaz hafifliğiyle sarmalanırsınız. Salzburger Nachrichten’de çizen Avusturyalı Thomas Wizany’nin burada da paylaşmak zorunda kaldığım çizgisiyle başladım güne. Gurur ve onur kırıklığı…… Read more
-
YEŞİL ORDU
Uzunca süreden beri bilgilenmek istediğim olguydu Yeşil Ordu. Yeşil Ordu’yu okurken Rusya’dan Wagner başkaldırısı haberi geldi. Anlaşıldığınca Wagner özel ordu yapılanmasıydı. Parası karşılığında Afrika’da ve dünyanın başka yerlerinde Rusya için savaşan bu ordu son olarak Ukrayna’da görev almaktaydı. Bir süreden beri düzenli orduyla uyuşmazlıkları olduğu bilgisi alınmaktaydı. Devlet ordusuyla bu gibi ordular arasında yaşanan bu… Read more
-
İMAM ÖĞRETMENİ KOVARKEN
Cumhuriyeti birkaç sözcükle tanımlamak gerekirse! İmamın yerine öğretmeni koyması derim. Bu yalın tanımda egemenliğin gökten yere indirilmesi ve böylelikle somutlaştırılması vardır. Aklın öne koyulması da denebilir. Cumhuriyet karşıtları bu değişimi “din düşmanlığı/karşıtlığı” olarak nitelerler. Elbette böyle değildir. Din, Cumhuriyetle birlikte olması gereken yere konmuştur. Bu yapılmadan çağdaş uygarlık başka nasıl yakalanabilirdi ki? Cumhuriyet gecikmeli bir… Read more
-
KIZAMIK UTANCI
Üçüncü binyılın birinci yüzyılının ilk çeyreği sona eriyor. Dünyada konuşulanların başında yapay zekâ (YZ) ve ona eşlik eden diğer bilişim teknolojileri geliyor. Teknoloji cebimize, evimize ve otomobilimize girdiği gibi giyilebilir bir nesneye dönüşmüş durumda. Gazetelere yansıyan bir habere göre İstanbul’da bir bebek kızamık nedeniyle yaşamını yitirdi. Cumhuriyetin 100. Yaşını kutladığımız bu yılın ilk 2 ayında… Read more
-
AHLATLIBEL
Cumhuriyet kurulduğunda Ankara yakınlarında bir yerdi Ahlatlıbel. Günümüzde Ankara metropolü içinde eriyip gitmiş dense yeridir. Ahlatlıbel adını Cumhuriyetin ilk yıllarında burada yapılan arkeolojik kazılar nedeniyle öğrenmiştim. Kaynaklar Atatürk ve Dr Reşit Galip’in sık sık Ahlatlıbel kazı alanına geldiklerini, kazıya eşlik ederek bilgilendiklerini yazıyor. Cumhuriyet’e dek arkeolojiyi çanak, çömlek etkinliği olarak gören Osmanlı padişahları kasalarına koyacak… Read more