Resim

BİR GEMİCİK ÖYKÜSÜ

Yıl 1926! Hasta Adam Osmanlı gitmiş; yoksul, yoksun ama başı dik genç T.C. çıkmış tarih sahnesine! Osmanlı’yı şamar oğlanına çeviren emperyalistler yenik düşmüş! Atatürk daha yeni başlıyoruz diyerek kalkınma ve adam olmayı hedefine koymuş!

Sekizbin üç yüz otuz sekiz (8338) kilometre kıyı uzunluğuna sahip genç Türkiye Cumhuriyeti denizcileşmenin aklın gereği olduğunun farkında. Kabotaj bu anlayışın eseri. Darbe yaparlar diye donanmadan vazgeçen II. Abdülhamit’e nispet yaparcasına gelişmeye başlayacaktır denizcilik. Hem ticari hem de askeri anlamda!

Resim

O yıllarda iletişim bugünkü gibi değil! Düğmeye basıp veri ve görüntü paylaşma kolaylığı yok! Emek ve çaba gerek!

Karadeniz adlı bir gemicik özene, bezene hazırlanır! Gemicik alçakgönüllü ama görev büyük! Karadeniz yeni Türkiye’yi tanıtmakla görevlidir. Liman liman gezecek işte yeni Türkiye diyecektir. Bu coğrafyanın her türlü ürününün yanı sıra sayıları az da olsa modern Türkiye’nin kadınlı erkekli figürlerini gezdirecektir Avrupa limanlarında.

Karadeniz’in St Petersburg’a kadar uzandığını söylemekle yetinelim. 86 günde pek çok ülkede çok sayıda limana uğramıştır bu gezici sergiyi taşıyan Karadeniz!

Resim

Kabotaj öncesi 35 bin ton olan ticari taşıma kapasitesi kısa zamanda 10’a katlanır. Dört tarafı denizlerle çevrili yurdumuzda Türk bayraklı gemierle yolcu ve yük taşımasına hız verilir. Bugün İstanbul-İzmir arasında yolcu taşıyan gemimiz bulunmadığını anımsayalım! O zamanlarda İstanbul’dan kalkan Karadeniz Postası uğramadık liman bırakmadan Hopa’ya dek ulaştırmaktadır yolcularını ve yüklerini.

Aklını kullanan insan bir başkadır!

Sözü bugüne getirmeye elim varmasa da kaçınmam olanaksız! Tıpkı II. Abdülhamit’in Donanma’yı Haliç’e hapsetmesi gibi bugün de Donanma değil ama onun çok değerli subayları zindanları doldurmaktadır!

Bin bir emek ve çabayla millileştirilmiş olan limanlardan elimizde kalan ya yoktur ya da bir kaç tanedir.

Ticari denizcilikte ise “gemicik” kod adıyla anılmaktadır olan biten! İnsanı yok sayan taşıt öncelikli İDO ucubeleri de olmasa bu alandaki biricik varlığımız yokluktan öte bir şey değildir!

Doksan yıl önce ülke tanıtmayı öz gücüyle başarabilen Türkiye bugün işler çok daha kolaylaşmışken yabancı film oyuncuları aracılığıyla tanıtım yapma akılsızlığına tutulabiliyor!

Bütün bunları görmek ve yazmak zorunda kalmak büyük şanssızlık!

Ceyhun BALCI, 02.02.2014

Resim

Not : Bu gemicik öyküsünü yazma düşüncesini ulu çınar Cahit Kayra’nın “Devletçilik” Altın Yıllar 1923-1950 (Tarihçi Kitabevi, 2013, İstanbul) kitabına borçluyum.

 

Cahit Kayra yüz yaşına 3 kala yaşamına sığdırdığı birikimi yazmayı ve bu yolla paylaşmayı sürdürüyor. 38 kuşağından. Kırılganlık, umutsuzluk ve yenilgi nedir bilmeyen çılgın Türklerden. İyi ki böyleleri var olmuş dediğimiz adsız kahramanlardan.

Posted in

Şuna bir yanıt: “BİR GEMİCİK ÖYKÜSÜ”

  1. Ömer Lütfi EROL Avatar
    Ömer Lütfi EROL

    o günlerin yokluk içindeki akıllı yöneticileri tek gemiciği yeni Türkiyeyi tanıtmak için tüm Karadeniz ve avrupa limanlarını tarama görevini gerçekleştirmiş ve daha sonra anadolu limanları arasında taşımacılık görevinde kullanılmıştır

    Bu gün ise Limanlarımız yabancılara satılmış, onlardan gelen paralarla gemiciklerden kurulu filo oluşturularak, başoğullardan birinin ültra zenginleşmesi için, dış hatlarda kullanılmaktadır. üç tarafı denizlele çevrili ülkemizde en ucuz ulaşım salayan deniz ulaşımı yapılılamamaktadır.

Yorum bırakın