EKTİĞİNİ BİÇERSİN!
“Arpa ekip de pancar hasadı yapmayı umabilir misiniz?” Bu kadar da mantıksız olunur mu diyorsunuz içinizden!
Keşke bu mantık örgüsünü başka alanlara da taşıyabilseydik!
Açılım adı altında yürütülen çalışmalar tarlaya terör ekmeye eşdeğerdi. Şimdilerde biçtiğimiz kan, gözyaşı ve ölüm bu nedenle şaşırtıcı olmadı!
En kanlı savaşlardan sonra bile barış görüşmesi yapılabildiğine göre her devlet karşısındakiyle barış görüşmesi yapabilir. Savaş sonunda olduğu gibi burada da olmazsa olmaz koşul silah bırakmaktır. Özellikle, bırakışma sözcüğünü kullanmıyorum. Çünkü, bu sözcük karşılıklı silah bırakmayı tanımlar. Oysa, bizdeki örnekte silahı devlet değil, terörist bırakmalıydı. Devletin silah bırak(a)mayacağı, bırakmaması gerektiği son günlerde yapılan çağrıyla anlaşılmış oldu. Kobani’yi kurtarmamızı isteyen dangalaklık bu yalın gerçeği doğrulamış oldu. Devlet de silah bırakacaksa ülke nasıl korunacak? Gereksinim duyanlara nasıl yardım edilecek? Bu süreçte terör örgütü silah bırakmak şöyle dursun, daha da güçlendi. Hatta, masadaki konumunu elindeki silah tehdidiyle pekiştirdi diyebiliriz.
http://www.aksam.com.tr/guncel/diyarbakirda-annelerin-eylemi-suruyor/haber-320131
Bundan birkaç hafta önce bir çığlık atmıştık!
https://cumhuriyetciyorum.wordpress.com/2014/09/15/ey-vekiller/
TBMM’de yaz aylarında kabul edilen bir yasa ile terörizm ve ondan sorumlu olanlar temize çıkartılıyor düşüncesiyle. Ne yazık ki, 110 (yüz on) vatansever vekil çıkmamıştı! Bugün gelinen noktada 110 vekilin atacağı imzayla o yasayı AYM’ye götürmelerinin önemi anlaşılmış oldu! Bu arada iş işten geçmiş oldu!
Ayrılıkçı anlayışın bugünkü stratejisi özenle incelenmeli!
Doğu ve Güneydoğu’daki etkinliklerini Türkiye’nin büyük kentlerine taşıma konusunda oldukça kararlılar. Karmaşanın ülke yüzeyine yayılmasının önemini fazlasıyla kavramış durumdalar!
Ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası almış birinin, yani İmralı’daki vatandaşın çağın nimeti mesajlaşma yoluyla sakinleşme çağrısı yapabildiğini okuduk basından. Böyle durumlarda bir de “iyi polis” gerekeceğini iyi biliyorlar. Son CB seçimlerinde imajı cilalanmış Demirtaş’la birlikte bebek katili Öcalan’a düşen iyi polis rolü oldu. Bunca saçmalığın içinde bunun da sözü mü olur diyecekler haksız sayılmazlar!
http://www.ensonhaber.com/kobani-olaylari-uzerine-ocalanla-mesaj-trafigi-2014-10-09.html
Hiçbir ülke bir başkasının bekçiliğiyle görevli değildir. Dayanışma ve yardımlaşma elbette olabilir. Ama, Türkiye’yi yıkmak için ülkenin dağlarına çıkanlar, Türk askerini kalleş pusularda katledenler Türkiye’nin yardımını bekleme hakkına sahip olamazlar!
Yürüme uzaklığındaki Kobani’ye gitmek yerine kentlerin sokaklarında terör estiren, yağmaya girişen eşkıyayla hiçbir ciddi devletin işi olmaz, olmamalıdır!
Son CB seçim sonuçlarına dayanarak yazmak zorundayım!
Bu şiddete giden yolun taşlarını döşeyenle onun gizli ortağına verilen oyların oranı % 60’lara erişmiştir.
Dolayısı ile, sorunu 110 vekilin yokluğuna ya da aymaz yöneticilerin sorumsuzluğuna bağlamak kolaycılık olur! Bu duruma şu ya da bu şekilde katkı veren % 60’ı göz ardı etmek hata olur!
“Rüzgâr ekip, fırtına biçen” anlayışın yol açtığı felaket umarız % 60’ın aklını başına getirir!
Ceyhun BALCI, 10.10.2014
Not : Yüzde altmış oranının toplumda karşılığı elbette yoktur. Ama, bilgimize yansıyan oranın bu olduğu da kesindir.
Posted in YAZI-YORUM

Yorum bırakın