Yanlış anlaşılmasın! Gözyaşları Rusya’daki Dünya Kupası’yla ilgili. Bunun dışında Latin Amerika tarihinin en muzaffer dönemini yaşıyor. Siyasette kazanırken futbolda yitiriyor. Buna karşın üzülüyoruz. Derilerinin ve formalarının çok renkliliğiyle izleyenleri büyüleyen Latin Amerika’nın futboldaki gerilemesi geçtiğimiz kupada göstermişti kendisini. Brezilya’nın kendi evinde Almanya karşısındaki hezimete eşdeğer 7-1’lik yenilgisi gerilemenin gözlerimizin içine sokuluşuydu gerçekte.

Latin Amerika’nın gerileyişi Rusya’da da sürdü. Düne kadar ayakta kalan Uruguay ve Brezilya kupaya veda etti. Hiç kuşkusuz sporda var olmak kadar olmamak da var. Ancak, hem Uruguay hem Brezilya dünkü çeyrek final maçlarında gösterdikleri başarımla “buraya kadar” diyen bir tutum ve oyun sergilediler. Daha ötesi için ne güçleri ne de beklentileri vardı!
Bir önceki turda İngiltere’ye birazcık kafa tutan Kolombiya bir yana bırakılırsa geçmişte hiç olmazsa direngen ve göze hoş gözüken futbollarıyla belleklerde yer eden Latin Amerika temsilcilerinin 2018’deki yokluğa eşdeğer görünümleri Latin futbolunun gerilemesine ilişkin bir başka önemli kanıt olarak boy gösterdi.
Takım oyunu ve fiziksel güç ikilisiyle açıklanabilecek Avrupa futbol sıçraması 2018’de geçmişin yenilmez armadalarını yeşil sahalara gömmüş durumda.
Düzenbazlığı kanıtlarla ortaya konulduktan sonra FİFA’nın başından uzaklaştırılabilen İsviçreli Sepp Blatter sonrasında FİFA’nın durumuna bakınca savrukluğun ve özensizliğin sürmekte olduğu görülüyor.
İngiltere-Kolombiya maçına ABD’li orta hakem ve Yeni Zelandalı 4. hakem verilmiş olması; Uruguay-Fransa maçına da Arjantinli hakem atanması akılcı gerekçelerle açıklanabilecek gibi değildir.
İlk olarak bu turnuvada kullanıma sokulan VAR (Video Yardımlı Hakemlik) beklentilerin tersine olumlu sonuçlarıyla öne çıktı denebilir. Vazgeçilen penaltı ve kart kararlarıyla, değişen başkaca kararlar VAR uygulamasının haksızlıkların ve yanlışlıkların önlenmesi doğrultusunda önemli yararlar sağladığını göstermiş oldu.
Rusya’daki stadyumların biri birlerinden uzaklığına vurgu yapan eleştiriler gülümsetti beni. Kutu gibi ülkelerde yapılan şampiyonlar göz önüne alındığında akla gelebilecek bu eleştiriyi dile getirenlere Rusya’nın dünyanın en büyük ülkesi olduğu anımsatılmalı. Kaldı ki, maç oynanan en doğudaki kentin Ural Dağları izdüşümündeki Ekaterinburg olduğu bildirilmeli. Ne Vladivostok ne de Sibirya’daki Omsk’ta maç oynanmadığına göre eleştiriler yersiz ve gereksizdir. Dünya Kupası bu şampiyonada Avrasya’yla tanışmıştır. Az şey değildir.

Bu satırların yazıldığı sırada Fransa, Belçika ve İngiltere’nin yarı finalist olduğu kesinleşmişti. Rusya-Hırvatistan maçının sonucu Avrasya seçeneğinin diri kalması bakımından önem taşısa da Latin Amerika’nın gözyaşları içinde olduğu gerçeği değişmeyecek.

Latin Amerika’ya ilgi ve sevgi duyan birisi olarak kuşkusuz üzüntülüyüm. Ama, yeşil sahalara yansıyan gerçeğin de farkındayım. Latinler bu acı gerçeğin farkına vardıysa kolları sıvamış olmalılar. 2022’de değil ama 2026’da bu farkındalığın meyvelerini toplayabilirler.
Rusya’nın hem devlet hem de toplum olarak evsahipliği ve düzenleme başarısı gözardı edilmemeli. Bravo komşuya…


Can Ceylan için bir cevap yazın Cevabı iptal et