Türkiye’nin teröre karşı hemen hiçbir harekâtı bugüne dek uluslararası toplumdan destek bulmadı. Buna alışığız. İlk bakışta olumsuz gibi görünen bu durum Türkiye’yi bölme amacı taşıyan etnikçi terörün bir emperyal proje olduğunu kanıtlamış olmaktadır bir kez daha.
Rusya, İran ve Suriye gibi bölge ülkelerinin tepki gibi görünen çıkışları gerçekte formalite gereğidir. Bu ülkeler Türk ordusunun ne yapmak istediğini bilmektedirler. Harekâtın ilerleyen günlerinde Suriye Milli Ordusu’nun da bölgedeki terör unsurlarına karşı güneyden giriştiği harekât görünürde değilse bile perde arkasında bir Türkiye-Suriye-Rusya-İran işbirliğinin varlığını ortaya koymaktadır. Suriye devletiyle açıktan bir işbirliği çok daha doğru olurdu. Sekiz yıl önce işi karıştırıp bölgeyi kaynayan kazana çeviren bizimkilerin Suriye ile ilişkileri doğrudan bir yörüngeye oturtmaları biraz daha zaman alacak gibi görünmektedir. Er ya da geç bu durumun da düzelmesi kaçınılmazdır.
Barış Pınarı Harekâtı’nda kan aktığı doğrudur. Ancak, akan bu kanın sorumlusu kimdir? Bunu açıkça algılamazsak Türkiye’nin yabancı bir ülkenin topraklarına girdiği türünden zırvalar karşısında ikileme düşebiliriz. Burada sorulması gereken soru kilometrelerce öteden gelip bölgeye yerleşen ABD’nin burada ne işi olduğudur. Bu sorulmadan Türkiye’nin son derece haklı olduğu bu harekâtı sorgulamaya girişmek doğal olarak terörden yana saf tutmak anlamına gelecektir. Görünürde harekâta destekleyen ya da köstek olmadığı izlenimi veren kimi kurnazların böylesi bir duruşu benimsedikleri görülüyor. Son derece tehlikeli ve biraz da alçakça bir tutumdur. Bu kabul edilemez tutumun değiştirilmesini beklemek en doğal hakkımızdır.

Buraya kadar irdelediğimiz tepkilerin şaşılacak yanı yok!
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın akan kandır edebiyatı üzerinden geliştirdiği tepki ayrıca değinilmeyi hak ediyor. Batıcılığı bilinen ve Türkiye sevmezliği bu demeçle tarihe geçen Mustafa Akıncı’nın hızını alamayıp Kıbrıs Barış Harekâtı’na dil uzatması dehşet verici bir durumdur. Skandal ötesi bir tanımı olmalıdır!
Akıncı bu çıkışıyla kendi durumunu da tartışmalı hale getirmiştir. Şu anda oturduğu koltuk ve başında bulunduğu devlet Kıbrıs Barış Harekâtı’nın ürünü olduğuna göre sergilemesi gereken davranış bellidir : İSTİFA! Anavatanda sıkça görülen İSTİFA yerine İSTİFADE olasılıkla Akıncı’nın da tercihi olacak mıdır? Bekleyip göreceğiz!
Her ne olursa olsun Mustafa Akıncı tarihe geçmiştir.
Tarih bilmezlikle!
Değer bilmezlikle!
Kendini bilmezlikle!
Ceyhun Balcı
13.10.2019

Musturhan için bir cevap yazın Cevabı iptal et