Paşabahçe elde kalan az sayıdaki övünç kurumlarımızdan biri.
Türkiye’de dehşete düşmeyeceğimiz gün olacak mı diye sormaktan alamıyor insan kendisini.
Son Selimiye Camisi olayı bunca sıkıntının üzerine tüy dikmeye yetti.
Restorasyonu uygun bulmayan kurula inat, bir başkası oluşturulmuş anlaşılan.

Tıpkı istenen kararı alacak mahkemeyi bulmak gibi.
Görsellere yansıdığı kadarı ile öncekiyle sonraki arasındaki fark korkunç.
Korkunç sonuca yol açanların kendilerini Osmanlıcı sayması cabası.
Yıllar önce gelen bir armağan iyi ki gelmiş dedirtti bize.
Bilindiği gibi Paşabahçe camı sanatla bütünleştirir.
Selimiye’nin kubbesindeki sanatsallığı cam sanatıyla birleştirerek çok önemli bir iş yapmış.
Artık, olmayan bir başyapıtın sanatsal nesnede yaşatılıyor oluşu bile başlı başına anlamlı.
Çapsızlık, estetiksizlik, sözde geçmiş bekçiliği …
Selimiye’de yaşananı anlatacak birkaç niteleme!
Daha fazlasını esirgiyorum onlardan.
Hak etmedikleri için değil.
“Vay bana hakaret ettin” deme fırsatını vermemek bakımından.
Selimiye Camisi’nin kubbesine yapılanı görünce bir canlının yaşamına yok yere son verilmesine üzülür gibi üzülmemek elde değil!
Selimiye temalı Paşabahçe yaratısı artık olmayanı canlandırması bakımından daha da değerlendi!



salih bülent sadi için bir cevap yazın Cevabı iptal et