Kategori: ANI-YORUM
-
TBMM 101 yaşında! Parola : ULUSAL EGEMENLİK İşareti : TBMM Bugünden bakıldığında kanıksadığımız bir kurum gibi görünebilir. Eşi benzeri az bulunur gerçekte. Yüz elli yıllık ileriye yolculuğumuzun üçüncü aşamasıdır. Birinci ve İkinci meşrutiyet(ler) inişleri ve çıkışlarıyla her şeye karşın ileri adımlardı! Kolay değil! Her ikisi de şu ya da bu şekilde monarkın mutlakiyetine sınırlama getirmişti!…
-
Kötülükten iyilik çıkartmak gerekirse Montrö tartışmaları yakın tarihimizin bu önemli belgesinin tanınmasına ve anlaşılmasına fırsat verdi denebilir. Lozan iyi kötü duyulmuştur, biraz olsun bilinmiştir. Lozan’a giden yolun başındaki Sevr’in yeterince bilinmemiş ve kavranmamış olması Lozan’ın hak ettiği değeri bulmamış olmasında önde gelen etkendir. Montrö ise bilinmek şöyle dursun kimilerince duyulmamıştır bile. Ayrıntısıyla bilen olmasa da…
-
Günümüz Türkiyesi kadını boğan, sıkan ve soluk almasını önleyen bir cendereye benzetilirse hata olmaz! Acı, gözyaşı ve kan kadının ülkemizdeki güncel yazgısı olmuştur! Oysa, aynı Türkiye 3 Nisan 1930’da kadınına seçme ve seçilme hakkını yasayla tanımlamıştı. Yerel seçimlerle başlayan kadın devrimi 1934’te Türk kadınına 22 yaşında SEÇME ve 30 yaşında SEÇİLME hakkı tanıyan yasayla doruğa…
-
Biraz zaman ayırıp izleyen bölümceyi okumanız dileğiyle… “Ben Amerika’da 25 yıl kalmış bir insan olarak şöyle bir gözlem yapıyorum. Amerika’da hiç eğitim görmemiş bir insanla aynı odada kalmaktan korkarım. Beş dolar için gırtlağını kesebilir. Eğitim orada gerçekten bir fark yaratıyor. Eğitim düzeyi yükseldikçe, uygar, olgun, sorumluluk sahibi, verdiği sözü tutan, kişisel bütünlüğü olan bir insan…
-
Bölücü terör bir kez daha içimizi yaktı! Eli kanlı terör örgütü PKK’nin elinde 4-5 yıldır tutsak olan 13 vatandaşımız şehit düştü. Ortamda bu gelişmeye ilişkin pek çok yorum dolaşıyor! Ne yazık ki, bu yorumların önemli bölümü bilerek ya da bilmeyerek terör örgütünün ekmeğine yağ sürüyor. Bunun yerine Türkiye’nin “bölücü terör” sorununa odaklanmak gerek! Türkiye Cumhuriyeti’nin…
-
Bugün günlerden Uğur Mumcu! Ölünce doğandır, hatta yaşamı sonsuzlaşandır! Bu kadar çok seveni olup da bu denli az anlaşılan var mıdır? Bir kitabında belgelere dayanarak 12 Eylül öncesi sokaklarda çatışan karşıt görüşlülerin aynı kaynaktan silahlandırıldığını yazmıştı. Nedense bu önemli saptaması hemen hiç bir zaman ilgi görmedi. Varsa yoksa yas, ağıt, ağlatı… Böyle anılmak Uğur Mumcu’ya…
-
10 Kasım 1938’de 17 milyonun babası Mustafa Kemal ATATÜRK sonsuzluğa göçtüğünde Türk milletinin gözyaşları sel olmuş akmaktaydı. Ardından gözyaşı dökenler arasında 19 yaşındaki Kuleli Askeri Lisesi öğrencisi ve Türk ordusunun onurlu üyesi olmaya doğru yol alan Mustafa Demir de vardır. Sığırtmaç Mustafa yokluk yıllarında babası tarafından Yalova’da bir çiftlik sahibine 3 TL aylıkla yanaşma olarak…
-
Mustafa Kemal Atatürk! Mustafa İsmet İnönü! Birisi TEK diğeri İKİNCİ ADAM! Osmanlı’nın son döneminde başlayan ikilinin tanışıklığı doğallıkla çöküş yıllarına tanıklık eder. İmparatorluğun yıkıntıları üzerindeki Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet’in kuruluşu, Devrimler derken genç Cumhuriyet’in çalkantılı ve karmaşalı yılları! Dostlukları kimi zaman görüş ayrılıklarının etkisiyle sarsılsa da hiç ama hiç sonlanmadı. Atatürk-İnönü ilişkilerindeki bu ayrıntılardan yararlanarak gerçeklerle…
-
Ne kadarımız farkında? Bilmek zor! Küresel salgın gerçekte insanlığın duvara toslamasıydı! Kibirli ve sınır tanımaz insan kedi, köpek, kirpi, kuş, çiçek, böcek tanımadı! Bu alemin yalın üyesi olmak yerine efendisi olmayı denedi! İşte sonuç! Her akşam turkuaz tabloya sığan acıklı tablo da kanıksandı! Neden böyle oldu diyen sayılacak kadar az! Bu felaketin çözümünü konuşansa…
-
Tarihte 10 yıl ya da 30 yıl savaşları adıyla anılan uzun süreli savaşlar olduğu bilinir. Her nedense biz Türklerin 1911’de başlayıp 1922’de sonlanan savaşlarından böylesi bir ad esirgenmiştir. On bir yıllık bu savaşlar dizisi imparatorluğun yıkımına denk düşse de imparatorluğun küllerinden doğan Cumhuriyet’e giden yolu açmıştır. 9 Eylül 1922’de İzmir’de on bir yıl savaşlarının son…
