Bei-jing “kuzey başkenti” demekmiş Çince.
Çin’in bugünkü başkentinde 22 milyon dolayında insan yaşıyor. Dünyanın en kalabalık başkenti olan Pekin, Şanghay’dan sonra Çin’in ikinci büyüğü.
Pekin’in 2008 Yaz Olimpiyatları’na ev sahipliği yaptığı anımsanacaktır. 2022’de kış olimpiyatlarına da ev sahipliği yapınca her ikisini düzenleyen dünyadaki tek kent olma unvanını kazanmış bu eski başkent.
Çin’de başka birçok yerde olduğu gibi Çin takvimine göre at yılında olduğumuz için Pekin’de de at figürleriyle sıkça karşılaştık.
Pekin günümüzde 800 kilometreyi aşan metro uzunluğuyla bu bakımdan da dünya birinciliğine yükselmiş durumdadır.
Pekin’de elektrikli araç bolluğu gözden kaçacak gibi değildi. Elektrikli araçları yeşil plakalarıyla tanımak olanaklıydı.
Pekin’deki 60 binden fazla taksinin 46 bininin elektrikli olduğunu eklemiş olalım.
Didi uygulamasıyla kent içi özel taşıt hizmeti almak son derece kolaylaştırılmış. Böylelikle, kimi taksicilerin pazarlık yapma ve taksimetrenin gösterdiğinden fazla bedel isteme olasılığını ortadan kaldırmış oluyorsunuz.
Geniş caddeler, parklar ve başka kamusal alanlar sosyalizmin güçlü belirtileri olarak boy göstermekteler.
Pekin’de akaryakıtlı araç edinmek isterseniz kota uygulaması varmış. Sıraya girmeniz gerekiyormuş. Bugün taşıt aldım, yarın trafikteyim demeniz olanaksızmış. Elektrikli taşıt edinimini özendiren bir uygulama olduğu kuşkusuz.
Pekin’de yol kenarlarına araç park ederek kamuya ait alanı haksız yere işgal etmek söz konusu değil.





Pekin’in ilk tren garı. Bugün de kullanımda.
Tiananmen Meydanı
Meydan ilk olarak 1651’de yapılmış.
Çin tarihinin önemli olaylarına tanıklık etmiş. Sıkı güvenlik denetimi var. Canınızın istediği zaman gelip elinizi kolunuzu sallayarak dolaşabileceğiniz bir yer olmadığını anımsatmakta yarar var.
Sovyet mimarisinin ağır bastığı yapılarla çevrelenmiş bu meydan 440 bin metrekarelik yüzölçümüyle dünyanın en büyüğüymüş.
Tiananmen, feodal dönemde de var olmakla birlikte Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 10. yıldönümü nedeniyle bugünkü haline kavuşturulmuş.
Meydanın ortasında Mao’nun mozolesi yer alıyor. Ziyaret önceden yer ayırtmakla olanaklı. Mao’nun mumyalanmış cansız bedeni görülebiliyor. Duraklamaksızın hızlı geçiş zorunlu. Görüntü almaksa yasak.
Çin Halk Cumhuriyeti bugün gelinen noktada yakın geçmişindeki pek çok olayı ve uygulamayı yadsıyan bir duruş sergiliyor. Buna karşılık, kurucu Mao saygı görmeyi sürdürüyor. Başka deyişle, Mao ve kurucu dönem tartışmaların dışında bırakılıyor. Bence akıllıca bir seçim. Bugünün koşullarıyla o günleri tartışmak hem anlamsız hem yararsız. Güncel Çin’in başarılarından söz ediliyorsa eğer kurucunun Mao olduğu unutulmamalı.


Mao Mozolesi
Meydanın ortasında Halk Kahramanları anıtı var. 1958’de yükselen granit anıt Çin Devrimi’nin özeti gibi.
Tiananmen, 4 Mayıs 1919’da Çin hükümetinin Versay Antlaşmasına karşı yetersiz duruşuna tepki olarak yurtseverlerin kınama buluşmasına tanıklık etmiş.
Yakın zamanda ise Nisan-Haziran 1989’daki öğrencilerin ön aldığı kanlı olaylara sahne olmuş Tiananmen. Resmi kaynaklara göre 200-300 dolayında ölümlü olayın yaşandığı bildirilirken, farklı kaynaklar ölü sayısını binlerle ifade etmiş. Olayların iç dinamiklerden kaynaklandığını ileri sürenler olduğu kadar dış kaynaklı kışkırtmaların etkili olduğunu söyleyenler eksik değildir. Olaylarda rolü olanların ABD’ye gittikleri bilgisi aydınlatıcı olabilir.




Gündoğumunda göndere çekilen ve günbatımında törenle indirilen Çin Halk Cumhuriyeti bayrağı meydanın kuzeyinde yer alıyor.
Yasak Şehir
Yasak Şehir Çince Zijin Chengden’den gelir. Gerçekte Mor Yasak Şehir’dir adı. Zi yani mor, Çin astrolojisinde imparatorun yaşadığı yer olan kutup yıldızına gönderme yapar. Diğer yandan, mor yalnızca imparatorun kullanabildiği renktir. Jin yasak demektir. Chengden de duvarlarla çevrili şehir anlamına gelir.
Yasak Şehir 72 hektarlık alanıyla dünyadaki en geniş saray yerleşkesidir.
Duvar yüksekliği 7.9 metre olan şehri eni 52 metre olan su hendeği çevrelemektedir.

Pekin’de önemli yapılar kuzey-güney ekseninde yerleşimlidir Bu eksen tasarımının Yuan hanedanı döneminden kaldığı ve diğer başkent Xanadu ile izdüşümlü olduğu kabul edilir.
Yasak Şehir, Tiananmen Meydanı ve Cennet Tapınağı aynı meridyen üzerinde sıralanmıştır. Daha kuzeyde ise aynı çizgi üzerinde davul ve çan kuleleri yer almaktadır.
Yasak Şehir’de yerleşke dizilimi kuzeye doğru gidildikçe imparatorun özel ve kişisel alanlarını kapsayacak şekildedir.
Yasak Şehir’e güneyden, Meridyen Kapısı’ndan giriyoruz. Bu, imparatorların da kullandığı kapıymış zamanında.
Askerlere batı kapısı kullandırılırken, siviller doğu kapısından girebilirlermiş. Hizmetlilerin giriş kapısıysa kuzeydekiymiş.


Yasak Şehir, 1420’den bugüne 500 yıl boyunca 24 imparatorun kullandığı bir saray yerleşkesi.
Saray duvarını geçer geçmez Altın Su köprüleri çıkıyor karşımıza.

Hemen sonrasında Yüce Uyum kapısından geçip dış avluya ulaşılıyor. Yüce Uyum salonundan sonra Cennet Saflığı kapısı var.
Yüce Uyum Salonu girişinde biri erkek diğeri dişi bir çift aslan karşılıyor gelenleri.

Yapılar renkleriyle ve sanatsal özellikleriyle etkileyici bezemelerle donatılmış. Çatı yapıları ve o çatılara yerleştirilmiş figürler de bir o kadar etkileyici ve anlamlı.

Yüce uyum salonuna merdivenlerle ulaşılıyor. Girişte sağda dakikliği simgeleyen güneş saati ve solda da adaleti betimleyen tahıl ölçer yer alıyor.


Buradan cennet saflığı kapısı yoluyla iç avluya geçiliyor. Bu avlunun iki yanında doğu ve batı sarayları var.
Buradaki yapının içinde imparator tahtları yer alıyor.


En kuzeydeki yapının arka tarafında 250 ton mermerden yapılma tek parça ejderha ve bulut motifleriyle bezeli rampa var.

Kuzeyde kendisini gösteren yükselti sarayın yapımı sırasında kazılan toprağın biriktirilmesiyle oluşmuş.



Kuzey kapıdan önce 7000 metrekareye oturan İmparatorluk Bahçesi’nden geçmeniz gerekiyor.
Pekin’deki son günümüzün ikinci yarısında Çin Seddi’ne gidiyoruz. Sabahtan öğleye dek birkaç saatlik boş zamanımız var.
Alışveriş mi kültür mü?
Turun ruhuna uyarak kültür diyoruz ve Cennet Tapınağı’nın yolunu tutuyoruz. Yakın zamanda Çin’e gelen ABD Başkanı Trump’ın da oraya götürülmüş olması buraya ilgimizi artırmış olabilir mi?
Taksiyle 15 dakikalık yolculuk sonrasında kendimizi tapınağın girişinde buluyoruz.
Sıradışı bir kalabalık görüyoruz hem girişte hem de içeride.
Girişin 60 yaş üstüne ücretsiz olduğunu öğrenince yaş almış olmaktan mutluluk duyuyoruz.
Tapınak 1420’de Ming hanedanlığı döneminde yapılmış.
Daha önce değindiğimiz gibi Tiananmen ve Yasak Şehir’in izdüşümünde ve güneyde konuşlu.


İlk olarak İkinci Afyon Savaşı’nda Fransız-İngiliz güçlerince ve ikinci olarak da Boksör Ayaklanması’nı bastıran 8 ülke bağlaşıklığınca işgal edilmiştir.

Yapı 30 metre çaplı ve 38 metre yüksekliktedir. Çatısı mor-mavi şemsiye biçemlidir.
Yeri gelmişken Çin kültürüyle renklerin ilişkisine değinmekte yarar var.

Hem Yasak Şehir’de hem de burada ağırlıklı olarak kullanılan renklerin mavi, yeşil ve sarı olduğunu gördük.
Geçmişte Çin’in kimi dönemlerinde mavi-yeşil ayrımı yapılmazmış. Mavi-yeşil gökyüzünü, doğayı simgelermiş.
Sarı renk ise merkezin ve hanedanı rengiymiş..
Renklerin yönlerle ilişkisinin Türk kültürüyle benzerlik taşıdığını söylemek hata olmaz.
Beyaz (ak) batıyı, mavi-yeşil doğuyu, kızıl güneyi ve kara kuzeyi gösterirmiş. Türklerde sarının merkezi belirleyen renk olması Çin kültürüyle benzeşmeyi pekiştirmesi bakımından önemlidir.
Cennet Tapınağı’nda bir Çinli çocukla yaşadığımızı paylaşmakta yarar görüyoruz.
On iki-14 yaşında olduğunu düşündüğümüz Çinli evladımız yanımıza yaklaşarak telefonunun ekranındaki yazıyı okumamızı istedi. İngilizce olarak bizden birkaç tümce istediğini yazmış. Elbette kırmadık Çinli çocuğumuzu.

Türklerin Çin halkını selamladığını yazarak karşılık verdik. Telaştan adını sormayı unuttuk.
Çin’de çocuklarla iletişim kurmanın olanaklı olduğunu gördük. Kimi yol arkadaşlarımızın çocuklarla fotoğraf çektirme istekleri ebeveynlerce hoşnutlukla kabul edildi bildiğimiz kadarı ile.
Çinli çocuğun isteğinden iki sonuç çıkardık.
İlki, Çinli çocukların yabancılarla iletişim kurma isteğiyse, ikincisi Çinli çocuklara yabancı dil öğretildiği ve bunun o çocukların özgüvenini olumlu yönde etkilediğiydi.
Batı ülkelerinde çocuklarla iletişim kurmak neredeyse olanaksızdır. Böyle bir girişimin yanlış anlaşılması ve başka yönlere çekilmesi de olasıdır. Bu çekincenin önde gelen nedeni batıda çocukların kötüye kullanımı olgularının sıklığıdır yüksek olasılıkla.
Çin Seddi
Çin Seddi’ne gelmeyen iyi bir han değildir.
Mao Zedung
Pekin’deki son saatlerimizi Çin’in görülecekler listesinin olmazsa olmazı Çin Seddi’ne ayırıyoruz.
Batılıların Ulu Duvar (The Great Wall) olarak adlandırdıkları insan yapımı bu engel XIII. yüzyılda Moğollarca ve XVII. yüzyılda da Mançularca aşılmış. Başka pek çok kez de aşıldığı bilindiğine göre aşılmaz olmadığı açık.
Çinliler Chang Cheng olarak adlandırmışlar bu UNESCO mirası yapıyı.
Çin Seddi’ne Mutianyu üzerinden yaklaşıyoruz. Seddin bu bölümünde gözetleme kulelerinin yanı sıra yaşam alanları ve depolar yer almaktaymış.
Belirli bir noktaya kadar otobüsle çıkıyoruz. Oradan teleferikle ulaştırılıyoruz seddin yakınına. Biraz yokuş yukarı yürüyüşten sonra hedefe varıyoruz.


İlk olarak Qin hanedanı döneminde başlanmış yapımına. Yapımda tutsaklardan yararlanılmış.
Aralardaki boşlukların geçide olanak verdiği unutulmamalı. Çin Seddi, insan geçişini engelleyen bir duvar olmasının yanı sıra yükseltilmiş bir araba yolu olarak da işlev görmüş.
Çin Seddi’nin yapılış amacı olarak Hun akınlarının engellenmesi hemen her yerde karşılaşılan gerekçelerden birisidir. Eski Çin’in kuzeyinde atlı çoban kültürüyle yetişmiş ve yaşamını bu şekilde sürdürenlerin önemli sorun olduğu kuşkusuzdur.

Bunun yanı sıra, seddin Çin’den kaçışları önlemeyi, Çin yönetiminin görkemini ortaya koymayı da amaçladığı gibi farklı gerekçelerle de yapılmış olduğunu ileri sürenler eksik değildir.
Çin Seddi, doğuda deniz kıyısından başlayarak Gobi Çölü içlerine uzanır. Doğu-Batı ekseninde bir ejderhaya da benzetilir.
Farklı doğrultularda 20 bin kilometreyi aşan uzunluğundan söz edilse de doğu-batı doğrultusundaki uzanımı 5-6 bin km dolayındadır.
Birçok kaynakta, Çin Seddi’nin uzaydan göründüğü bilgisi yer alsa da hem Çinli hem de yabancı gökmenler bu bilgiyi göz tanıklıklarıyla yanlışlamışlardır. Çin Seddinin uzaydan görülebileceği savı hakkında şu örnek anlaşılmayı kolaylaştıracaktır. Bir saç teli 2688 metre uzaktan görülebiliyorsa eğer Çin Seddi’nin uzaydan görülebileceğine inanılabilir.

Burada bir kez daha fotoğraflamanın sınırı yok duygusuna kapılıyoruz.
Bir yandan soluk kesen görüntülere bakarken diğer yandan hangi birini çekeceğimizi belirlemekte zorlanıyoruz.



Çin Seddi’ni gören batılıların gözlerinin önüne serilen görkemden etkilenmelerine şaşırmamak gerekir. Onlardan birisi olan Cizvit rahip Verbiest’in şu sözleri bilinesidir : “Dünyanın 7 harikasını bir araya getirseniz bile bu görkemli yapıtla karşılaştırılamaz.”
Çin Seddi’ni görmeyi tamamladıktan sonra sıra Çin’e veda etmeye geldi. Dönüş uçuşu için Pekin Capitol Havaalanının yolunu tutuyoruz.

Çin’de kültür dolu, tatlı yorgunluk yaratan hiç unutamayacağımız günler geçirdik.
Her güzel şey gibi onun da sonuna geldik.
Elveda Çin Halk Cumhuriyeti!
Turun sonuna gelmiş olsak da Çin okumalarımız ve bu etkileyici ülkeyi öğrenme çabalarımız sürecek.

Yorum bırakın