• “ULUSALCIYIM, MİLLİCİYİM!”

    umit-kocasakal-yeniden-baro-baskani-4888122

    Barolar yeni yöneticilerini seçmekteler. Hepsinin arasında İstanbul Barosu özel öneme sahip. Otuz bini aşkın üyesiyle küresel ölçekte büyüklüğe sahip!

    Ümit KOCASAKAL, en yakın karşıtına 11 binden fazla oy farkı yaparak, seçime katılanların % 65’inin desteğiyle bir kez daha baro başkanı seçildi.

    Yazının başlığını oluşturan ifadeler ona ait! Dünkü genel kurulda söylendi!

    Hiç kuşkusuz Ümit Kocasakal başlı başına karizmatik ve etkili bir kişilik. Ama, hukukun üstünlüğünü savunmasının yanı sıra “ulusalcı, millici” birisi. Türkiye’de bugün en çok gereksinim duyulan niteliktir ulusalcılık, millicilik! Bu niteliği ile hukukun üstünlüğü söyleminin ardında dimdik durdu! Artık, faşizme adım attığı tartışılan Türkiye’de hksızlığa uğrayan herkesin yanında olabildi Kocasakal! Ergenekon’da, Balyoz’da gözüpek duruşuyla belleklere kazınırken, yeri gelince Diyarbakır’da olmaktan kaçınmadı!

    İstanbul Barosu’nda ona verilen destek kişiliğinin yanı sıra izlediği çizgiyedir.

    Pek çok ortamda bu gibi açıklamaların siyaset yapmakla özdeşleştirildiğine tanık oluyoruz. Oysa, bir vatandaşın, hele hele aynı zamanda bir kamu kurumu olan meslek örgütü yöneticiliğine talip birinin millici olmasından doğal bir şey olabilir mi? Komünüst de olsa, liberal de ve hatta dindar da millici olmadan olunabilir mi?

    Sözü eğip, bükmeyen seçim ortamında orta yolculuğa sapmayan Kocasakal yalnızca kendi bulunduğu ortama değil Türkiye siyasetine de yol göstermiş oldu bu sözleriyle.

    Halkın desteğini almak için başkalarına benzemeyi çıkar yol sayan siyasetçilerin Kocasakal’dan öğrenecekleri var!

    Kocasakal’ın yeniden seçilmesi günün hatta son zamanların en güzel haberlerinden biridir!

    Ceyhun BALCI, 20.10.2014

  • KOBANİ ya da COMPANY

    01karikatur

    Aydınlık, 18.10.2014

    Kobani diyerek direniş, devrim palavraları sıkıldı! Yetmedi, insanlar sokağa döküldü!

    Kan akıtıldı!

    Pekiyi! Kobane ne demek?

    Bağlantıdaki yazı ayrıntısını veriyor! Ama, kısaca company’den köken aldığını söyleyelim! Company İngilizce’de şirket demek! Bağdat demiryolu yapılırken, bu işte çalışanlar Ayn El Arap’a yerleşmişler. Yerleşimciler yerel ağızla Kobani ya da Kombani demişler yerleştikleri yere!

    Karikatür bugünün Kobani yerleşiminin/söyleminin kimin ve neyin aleti olduğunu fazla söze gerek bırakmaksızın anlatıyor!

    Ceyhun BALCI, 18.10.2014

    http://www.aydinlikgazete.com/yazarlar/mehmet-yuva/54209-mehmet-yuva-sam-babanin-kobane-yorumu.html

  • BALKANİZASYON

    HARABATİDE BAYRAKLAR

    Geçen hafta Belgrad’da oynanan Sırbistan-Arnavutluk futbol maçı ikinci yarısı oynanamadan yarıda kaldı. Görünürdeki neden Arnavut bayrağının uzaktan kumandalı bir hava aracı ile stada indirilmesiydi. Görünmeyen neden konuşulmadı bile! İkinci Dünya Savaşı’nda faşizme karşı omuz omuza olmuş milliyetler Tito önderliğinde Yugoslavya’yı kurmuşlardı. Faşizme karşı dirençle yoğurulmuş bu milletleşme olgusu yarım yüzyıla yakın bir süre ayakta kaldı. Başarılı da oldu! Yıkılmak istenmesi başarısının önde gelen kanıtıydı. Sovyetlerin yıkılışı Yugoslavya gerçeğinin de başına sarılan bir bela oldu.

    Emperyalist girişim içbirlikçilerini bulunca Yugoslavya’ya kanlı veda gecikmedi! Yugoslavya’dan şimdilik 7 post çıkartıldı. Ana unsur Sırbistan özellikle cezalandırıldı. Denizle bağlantısı kesilerek karaya hapsedildi.

    Millet olmayı değil de milliyet olmayı seçenler son olarak Kosova’nın kopartılması karşısında çaresiz kaldılar. Ne var bunda diyeceklere anımsatmış olmayı görev sayarım! Kosova sözde bağımsız olduğu gün sokaklara dökülen insanlar ellerinde ABD, İngiliz ve AB bayrakları taşımaktaydılar. Kosova’nın bağımsızlığından çok Sırbistan’ın küçültülmesi, Yugoslavya’nın izlerinin silinmesiydi bu gelişmeyle amaçlanan!

    Hafta içindeki maça yansıyan Arnavut-Sırp gerilimini bu eksenden ayrık olarak ele almamak gerekir.

    İki yıl önceki Makedonya gezimizde Tetovo (Kalkandelen)’daki tekkede çekmiş olduğumuz bir fotoğraf çok anlamlıydı. Bektaşi tekkesi geçmişinden kopartılmış, yobaz ellere teslim olmuştu. Tekkede dalgalanan Arnavut ve ABD bayraklarıysa oynanan oyunu haykırır gibi dalgalanmaktaydılar.

    Bir kez milliyetlere ve etnisitelere bölünmeye başladığınızda nerede durulacağını kestirmeniz neredeyse olanaksızdır!

    Yazının başında Yugoslavya’nın (şimdilik) yediye bölündüğünü özellikle yazmıştım! Başka milliyetler ya da etnisiteler yok mu sanıyorsunuz ergime potası sayılabilecek Balkan coğrafyasında?

    Zalime karşı birlik ve dirlik içinde durabilmiş Balkan halklarının milliyet ve etnisite temelli oyun karşısında darmadağın olması üzücü bir durum!

    Bir futbol maçının yarıda kalmış olması düşündürmeli! Düşünürken, geçmiş irdelenmeli, irdelenirken de tarih özümsenmeli!

    Yugoslavya, Balkanizasyona yenilmemeliydi!

    Ceyhun Balcı, 18.10.2014

  • DÜNYA GIDA GÜNÜ

    dunyagida1

    Dünya Gıda Günü’nde açlığı mı konuşmalı? Yoksa, kötü beslenmeyi mi?

    Açlığın yanında kötü beslenmenin sözü mü olur diyecekler çıkacaktır!

    Ama, bulaşıcı olmayan hastalıkların önemli nedenlerinden birisi kötü beslenmeyse işin bu yanı önemsenmelidir!

    Tanınmış nüfus bilimci Thomas Malthus’un ünlü saptamasıdır! “İnsanların sayısı geometrik olarak büyürken besin niceliği aritmetik bir artış göstermektedir.”

    Bu sözü rehber edinenler, insanlığı doyurmak adına hemen her türlü yanlışlığı gözden kaçırma hüneri göstermişlerdir. Çiftçilik ve hayvancılık bu insani zorunluluğa sığınılarak yozlaştırılmıştır.

    Çocuk yaşlarına inen şişmanlık sorunu, genç yaşlarda sıradanlaşan diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları düşündürmeli. Bu haliyle, kötü beslenme açlık kadar önde gelen bir sağlıksızlık nedenidir.

    Kötü beslenmeyle hastalandırılmış hayvanların sağlıkısz ürünleri, katkı maddeleriyle, tuz ve şeker eklemeleriyle besin olmaktan çıkartılmış zehire eşdeğer besin görünümlülere karşı uyanık olunmalı!

    Sözü uzatmayıp pek çok kişiye aykırı gelebilecek önerilerimi sıralamakta yarar görüyorum!

    • Öncelikle, süpermarkete gitme alışkanlığınıza son verin! Böylelikle, hem kesenizi hem de sağlığınızı korumada önemli bir adım atmış olacağınızdan kuşku duymayın!
    • Geleneksel çiftçilik ve hayvancılık ürünlerine ilgi gösterin! Bulabilirseniz sokak sütçüsünden alın sütünüzü! Pek çok markadan daha az zararlı olacağından emin olun!
    • Mahalle bakkalından ya da mandırasından alış verişin çok daha sağlıklı olduğunu aklınızdan çıkartmayın!
    Sağlıklı beslenmenin hekimler başta olmak üzere pek çok toplum kesiminin önde gelen duyarlılık konusu olması gereği açıktır.

    Oluşan ve gelişen hastalık süreçlerine yönelik karmaşık tedaviler yerine kötü beslenmenin önüne geçmenin çok daha akılcı ve masrafsız olduğu unutulmamalıdır!

    16 Ekim hiç olmazsa bu kez bilinçlenmenin ilk günü olsun!

    Ceyhun BALCI, 16.10.2014

  • FUTBOLUN GÖZYAŞLARI

    endustriyel-futbol

    Avrupa Şampiyonası Elemeleri’ne kötü başlangıç yapan ulusal takımımız ikide sıfır çekti. Her an konuşmamız gerekenleri bu başarısızlıktan sonra konuşmayı akıl eder olduk. Başarısızlık sarmalına düşmeden sorgulamayı akıl edemiyoruz.

    Geçen transfer döneminde dünya ölçeğinde 3.3 milyar Avro’luk futbolcu transferi gerçekleşmiş. Bunun % 66’sını Avrupa’nın 5 büyükleri harcamış. İngiltere-Fransa-İtalya-Almanya-İspanya! İspanya harcadığı 252 milyon dolara karşılık futbolcu dışsatımından 500 milyon dolara yakın girdi sağlamış. Bu pazarın en savurgan ülkesi 885 milyon dolarla İngiltere olmuş.

    Türkiye, futbol ekonomisi sıralamasında genel ekonomik büyüklüğüyle uyumlu bir şekilde ilk 20’de yer almış. Doğal olarak büyük ölçüde alıcıyız. Dışarıda oynayan futbolcularımızı bir çırpıda sayabiliriz belki.Ama, futbolcu dışalımı yaptığımız ülkeleri sıralamaya kalksak pek çoğunu aklımıza dahi getiremeyiz.

    Benim kuşağım şerefli yenilgiler, onurlu beraberliklerle avundu durdu ilk gençlik yıllarında! Sekiz sıfırlık yenilgilere canlı yayınlarda tanık olmuşluğumuz var!

    Türkiye’de şirket hisseleri borsada işlem gören 4 büyük kulübün yıllık toplam geliri 150-200 milyon USD dolaylarında.

    Artık, endüstriye dönüştüğü ve profesyonelliği tartışılmaz olan kulüplerimizin bu anlayışla uyumlu bir şekilde yönetildiğini söylemek güç!

    2013’ten sonrasına ayrı bir parantez açmak gerekiyor!

    Gezi olayları futbol başta olmak üzere spor yandaşlarının ön aldığı bir süreç oldu. Her ne kadar bu durum soğumuş gibi görünse de yönetenler yandaşlardan korkmayı sürdürüyorlar.

    Basketbol Cumhurbaşkanlığı Kupası maçının salonunu sır gibi saklayan, biletleri yandaş kalabalıklara aktarıp tüketen anlayış işin ciddiyetinin farkında!

    Futbol endüstrisine asıl darbe PassoLig yoluyla vuruldu. Ön fişleme sayılacak bu girişim çok geçmeden etkisini gösterdi. Stadyumlar boşaldı! Buna karşılık stadyum şiddeti nedeniyle takımlara verilen cezalarda belirgin bir düşüş gözlenmiyor.

    Yalnızca ligler mi? Cuma akşamki Çek milli maçında da tribünler boştu.

    İzleyicisiz futbol endüstrisi olamayacağı son derece açık!

    Bu yıl süper ligdeki 18 takımdan yalnızca 6’sı forma reklamı alabildi. Hazır gelirden yoksun olan kulüpler bir de izleyicisizlik darbesiyle krize doğru tam yol ilerlemekteler.

    Aynı sorun ulusal takım için de geçerli. Bir kaç yıl önceki iştahlarını yitirmiş görünen destekçilerin geri çekilme dönemine girdikleri söyleniyor.

    Rantın olduğu her yerde aslan payı benim olmalı diyen iktidar bu kez baltayı taşa vurmuş görünüyor. Başarısızlık-ilgisizlik ikilisi futbolu karmaşaya sürüklüyor.

    Brezilya gibi bir futbol devinin kendi izleyicisi önünde yedi gollü yenilgi almış olması bu alanda her şeyin olabileceğinin güncel göstergesidir. Bu nedenle, futbolumuzu ve ulusallarımızı yalnızca sonuç bağlamında irdelemek hata olurdu.

    Ne yazık ki, sayılar da kaygıları doğrular niteliktedir.

    Önümüzdeki dönemde olasılıkla futbolumuzun gözyaşları damga vuracak gündeme!

    Ceyhun BALCI, 13.10.2014

  • EKTİĞİNİ BİÇERSİN!
    “Arpa ekip de pancar hasadı yapmayı umabilir misiniz?” Bu kadar da mantıksız olunur mu diyorsunuz içinizden!
    Keşke bu mantık örgüsünü başka alanlara da taşıyabilseydik!
    Açılım adı altında yürütülen çalışmalar tarlaya terör ekmeye eşdeğerdi. Şimdilerde biçtiğimiz kan, gözyaşı ve ölüm bu nedenle şaşırtıcı olmadı!
    En kanlı savaşlardan sonra bile barış görüşmesi yapılabildiğine göre her devlet karşısındakiyle barış görüşmesi yapabilir. Savaş sonunda olduğu gibi burada da olmazsa olmaz koşul silah bırakmaktır. Özellikle, bırakışma sözcüğünü kullanmıyorum. Çünkü, bu sözcük karşılıklı silah bırakmayı tanımlar. Oysa, bizdeki örnekte silahı devlet değil, terörist bırakmalıydı. Devletin silah bırak(a)mayacağı, bırakmaması gerektiği son günlerde yapılan çağrıyla anlaşılmış oldu. Kobani’yi kurtarmamızı isteyen dangalaklık bu yalın gerçeği doğrulamış oldu. Devlet de silah bırakacaksa ülke nasıl korunacak? Gereksinim duyanlara nasıl yardım edilecek? Bu süreçte terör örgütü silah bırakmak şöyle dursun, daha da güçlendi. Hatta, masadaki konumunu elindeki silah tehdidiyle pekiştirdi diyebiliriz.
    http://www.aksam.com.tr/guncel/diyarbakirda-annelerin-eylemi-suruyor/haber-320131
    Bundan birkaç hafta önce bir çığlık atmıştık!
    https://cumhuriyetciyorum.wordpress.com/2014/09/15/ey-vekiller/
    TBMM’de yaz aylarında kabul edilen bir yasa ile terörizm ve ondan sorumlu olanlar temize çıkartılıyor düşüncesiyle. Ne yazık ki, 110 (yüz on) vatansever vekil çıkmamıştı! Bugün gelinen noktada 110 vekilin atacağı imzayla o yasayı AYM’ye götürmelerinin önemi anlaşılmış oldu! Bu arada iş işten geçmiş oldu!
    Ayrılıkçı anlayışın bugünkü stratejisi özenle incelenmeli!
    Doğu ve Güneydoğu’daki etkinliklerini Türkiye’nin büyük kentlerine taşıma konusunda oldukça kararlılar. Karmaşanın ülke yüzeyine yayılmasının önemini fazlasıyla kavramış durumdalar!
    Ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası almış birinin, yani İmralı’daki vatandaşın çağın nimeti mesajlaşma yoluyla sakinleşme çağrısı yapabildiğini okuduk basından. Böyle durumlarda bir de “iyi polis” gerekeceğini iyi biliyorlar. Son CB seçimlerinde imajı cilalanmış Demirtaş’la birlikte bebek katili Öcalan’a düşen iyi polis rolü oldu. Bunca saçmalığın içinde bunun da sözü mü olur diyecekler haksız sayılmazlar!
    http://www.ensonhaber.com/kobani-olaylari-uzerine-ocalanla-mesaj-trafigi-2014-10-09.html
    Hiçbir ülke bir başkasının bekçiliğiyle görevli değildir. Dayanışma ve yardımlaşma elbette olabilir. Ama, Türkiye’yi yıkmak için ülkenin dağlarına çıkanlar, Türk askerini kalleş pusularda katledenler Türkiye’nin yardımını bekleme hakkına sahip olamazlar!
    Yürüme uzaklığındaki Kobani’ye gitmek yerine kentlerin sokaklarında terör estiren, yağmaya girişen eşkıyayla hiçbir ciddi devletin işi olmaz, olmamalıdır!
    Son CB seçim sonuçlarına dayanarak yazmak zorundayım!
    Bu şiddete giden yolun taşlarını döşeyenle onun gizli ortağına verilen oyların oranı % 60’lara erişmiştir.
    Dolayısı ile, sorunu 110 vekilin yokluğuna ya da aymaz yöneticilerin sorumsuzluğuna bağlamak kolaycılık olur! Bu duruma şu ya da bu şekilde katkı veren % 60’ı göz ardı etmek hata olur!
    “Rüzgâr ekip, fırtına biçen” anlayışın yol açtığı felaket umarız % 60’ın aklını başına getirir!
    Ceyhun BALCI, 10.10.2014
    Not : Yüzde altmış oranının toplumda karşılığı elbette yoktur. Ama, bilgimize yansıyan oranın bu olduğu da kesindir.

  • ROJAVA “DEVRİMCİLERİNE” VE ONLARIN BURADAKİ UZANTILARINA!

    indir
    Başka şeyler gibi devrim de içi boşaltılan kavramlardan oldu! Fırsattan yararlanıp Rojava Devrimcisi kesildiniz! Oysa, devrimle falan ilgisi yoktu yaptığınızın!
    Yurdunuzu kundaklayanları görmezden gelip, boşluktan yararlanıp kurşun atmadan, emek harcamadan, alın teri dökmeden sözüm ona devrim yaptınız!
    Tarafınıza petrol bekçiliği görevi yüklendiğini görmediniz! Gördüyseniz de içinize sindirdiniz!
    Yalanınızın mumu IŞİD üfleyene kadar yandı!
    Kafa kesen IŞİD ortaya çıkana dek keyfiniz yerindeydi. Bir yandan petrodolar özlemiyle yanıp tutuşurken, diğer yandan da devrimcilik taslamanın dayanılmaz hafifliğinin keyfini sürdünüz!
    Vatanınız Suriye kundaklanırken de sesiniz soluğunuz çıkmadı!
    Size dokunman yılan bin yaşayabilirdi. Önünüze konan yemek pek lezzetliydi!
    Ta ki, IŞİD Kobani’ye bayrak çekip oyuncağınızı elinizden alana kadar!
    Tatlı rüyadan karabasanla uyanırken, zavallı halkınız için insanlık dramı başlamış oluyordu! Komşu kapıları açar, biz onları aşağılasak da insanlığını eksik etmezdi! Türkiye bu kez de yanıltmadı! İnsanlık dramı yaşayanları şu ya da bu şekilde bağrına bastı!
    Bir çift söz de Rojava Devrimcileri’nin Türkiye’deki uzantılarına!
    Birkaç gündür Türkiye’nin irili, ufaklı pek çok kentini kana boyar oldunuz!
    Bölgemizde mucize yaratmış bir adamın, Atatürk’ün anısına bile saygı duyamaz hale geldiniz! Elinize geçirdiğiniz nesnelerle hedef gözetmeksizin ve barbarca saldırıyorsunuz!
    Canınızı sıkmak gibi olacak ama! Sormadan edemem!
    Türkiye’de kendi kolluk gücünü kurup, okul açmaya muktedir olabilen sizler Kobani’de elinizi taşın altına sokmayı düşünmez miydiniz?
    Zahmet etmeyin ne olur! Sesinizi duyar gibiyim!
    Orada pabuç pahalı! Kafa kesen IŞİD’in şakası yok! Türkiye’de Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan, Vali ve hatta muhalefet lideri ayartma gücüne sahip siz zavallıların Kobani’de hükmü yok!
    İzin verildiğince, göz yumulduğunca Türkiye’de terör estirme çaresizliği içindesiniz!
    Artık, iç rahatlığıyla haykırabilirim sizlere!
    Sizler gaflet, cehalet ve hıyanet içinde değilsiniz!
    Düpedüz gafil, cahil ve hainsiniz!
    Kaygılarımla…
    Ceyhun BALCI, 08.10.2014
    DÜZENBAZ DEVRİMCİLERE MEKTUP!

  • AYDINLIK YÜZLÜ KADINLARIMIZ

    100405

    Söze filenin sultanlarıyla girelim! Kadın voleybolcularımız başlangıçtaki tutukluğun kurbanı oldu. Kurban bayramı boyunca karşıtları kurbanları oldu. Teşekkürler aydınlık yüz! Kararan Türkiye’de onların başarısı önemliydi! Yayıncı kuruluş NTV kadın basketbolunu bahane ederek bu başarıyı yansıtmaktan uzak durdu! Yandaş NTV’ye sitem edelim!

    İspanya-ABD kadın basketbol finalinin ilk yarısı sona ermek üzereyken batı cephesinde yeni bir şey yok diyebilirim! Öngörülenin gerçekleşmesi için yirmi dakika daha beklemek gerekiyor. İspanya, Avustralya ve Sırbistan kadar da olamadı. Maç ilk çeyrekte bitti.

    Bizimkiler dünkü İspanya şoku sonrası bugünkü Avustralya maçına 17-0’lık seriyle başlayınca maç ilk çeyrekte bitmiş oldu!

    Onlara kızamayız!

    images

    Ülkemizin aydınlık ve çağdaş yüzüne değil kızmak eleştiri getirmek bile bugünün gerçeklerine ters düşer!

    ABD’nin hakkını teslim edip Avustralya hakkında bir şeyler yazmadan geçmemek gerekir.

    Yeryüzünün dibindeki bu uzak ada/anakaranın kadınları önemli bir başarıya imza attılar!

    Avustralya bu başarıyı bembeyaz bir takımla elde etti. Devşirme siyahın bizde bile olduğunu anımsadığımızda bu saptamanın önemi daha iyi anlaşılacaktır.

    Devşirme değil ama eski koloni kökenli kapkara Fransa ile bembeyaz Avustralya’nın maçı ilgi çekici olabilirdi!

    Erkeklerimizin yer alamadığı, yer alsalar da başarılı olamadığı basketbol ve voleybolda aydınlık yüzlü kadınlarımızın başarısını kutlayarak bitirelim!

    Ceyhun BALCI, 05.10.2014

  • MİLLİ EKSEN

    millikurtulus

    Ankara’da bir araya gelerek kamuoyuna açıklama yapan 81 kişiye kulak vermekte yarar var!

    http://www.aydinlikgazete.com/mansetler/53103-turkiyenin-gelecegi-icin-birlesiyoruz.html

    Türkler tarihlerinin en önemli darboğazlarından birisini geçme çabası içinde! Listeye göz atınca dikkat çeken durum her kesimden, her eğilimden insanın varlığıdır. Sağcı, solcu, orta yolcu, asker, s,v,l, siyasetçi, köylü, emekçi! Bu kadar benzemezi bir araya getiren bir şey varsa o da millici oluşlarıdır.

    Dünyanın efendileri, daha doğrusu haydutları bir kez daha bölgemizin ve ülkemizin başına üşüşmüş durumda! Bu seferki felaketi öncekilerden ayıran, iktidar-muhalefet işbirliği görüntüsüdür. Bu dehşetli durumun halk gözündeki karşılığı umutsuzluk ve umarsızlıktır. Başka deyişle, en kötü senaryo ile karşı karşıyayız!

    Böylesi bir durumda halka seçenek sunmak ve dolayısı ile de umut aşılamak önemli bir iştir. Bu önemli iş Ankara’da bir araya gelen hemen her kesimden ve siyasi eğilimden 81 kişinin açıklamasıyla başarıldı. Elbette, devamı getirilmeli, tamama erdirilmeli!

    Benim kuşağım sol-sağ çelişmelerinin gölgesinde yetişti, olgunlaştı ve yaşamının önemli bölümünü geçirdi. Bu ortamda yaşanan 12 Eylül darbesi bugünlere giden yolun taşlarını döşedi. Bu çatışmanın aynı merkezden beslendiği, aynı kaynaklardan silahlandırıldığı öğrenildiğinde çok geç olmuştu.

    Bugün yaşamakta olduğumuz karmaşada sol-sağ saflaşması gereksiz bri ayrışmadır. Anayasanın değiştirilmesine bile gerek görülmeksizin bir kenara atıldığı bu dönemde kendisini sağcı ya da solcu, belki de orta yolcu tanımlayanları bir araya getirmesi gereken koşullar söz konusu.

    Özenle irdelenirse, bugün kendisini gösteren ve her geçen gün güçlenen tehdit ne sağcı, ne de solcu gözetmektedir. Kendi meşrebine uygun olmayan her türlü eğilimi önüne katıp, sürüklemektedir.

    Özetle, bugünün ülke ve dünya koşullarında sağcılık/solculuk önem taşımayan bir ayrıntıdır. Bu ayrıntıya takılanları uyarmak tarihsel bir görevdir.

    Buluşulması gereken ortak payda milli eksendir. Bu eksende sağcıya da, solcuya da yer vardır. Vatan, bağımsızlık ve antiemperyalizm ekseninde uzlaşan herkes bu ortak payda buluşabilir, buluşmalıdır!

    Ankara’da bir araya gelerek çoban ateşini yakan 81 kişi simgesel bir topluluktur. Sayıları kısa zaman içinde binlere, yüzbinlere ve milyonlara erişecektir.

    Üzerinde yaşadığımız ülkeyi, bir parçası olduğumuz toplumu biraz olsun tanıyorsak Ankara’dan doğan güneşin çok zaman geçmeden Türkiye’yi aydınlatacağını, siyasetteki çıkmaza umar olacağını söyleyebiliriz.

    Kendisini Milli sayan her kişi ve kurumun bu harekete katılması, güç vermesi önde gelen görevdir.

    Ceyhun BALCI, 06.10.2014

  • DÉJÀ VU OLAMADI!

    2014-fiba-dunya-kadinlar-basketbol-sampiyonasi

    İstanbul’da 4 yıl önce erkeklerde yaşadığımız başarıya bir kez daha erişebilir miydik? Son çeyreğe kadar umutlarımız diriydi! Türkiye görünürde İspanya’ya ama ayrıntıda (hem de son çeyrekte) Alba Torrens’e yenildi! Ülkemizin aydınlık yüzü kadınlarımıza kucak dolusu teşekkür ediyoruz!

    act_abla_torrens

    Alba Torrens’in hakkı yenmemeli!

    Küresel ölçekte ilk dörde kalmak ve Avustralya ile bronz maçı yapacak olmak da başlı başına başarı!

    Erkek basketbol dünya kupası sırasında da saptamıştık!

    Basketbolde artık ABD ve ötekiler dönemine girilmiş olduğu her geçen gün daha iyi anlaşılıyor.

    Beceriye eklenen atletizm ve hız ABD’nin basketboldeki başarısını kestirmeden tanımlayan başlıklar!

    Basketbol sporuna seyir zevki kazandırmak için çabalamak ABD dışındakilerin sorunu!

    Fanteziden öte anlamı olmayan ütopik bir dilektir!

    ABD doğrudan final oynamalı, onun karşısına çıkacak takım belirlenmeli bundan böyle turnuvalarda. ABD’ye rastlayarak elenene yazık oluyor. Fransa’nın ya da Avustralya’nın suçu neydi diye sormak gerekiyor!

    Dört yıl sonra final değilse de kürsü şansı yakalamış olmak önemli!

    Daha da önemlisi bu başarının kadınlarımız tarafından elde edilmiş olmasıdır!

    Bu kurban bayramında yüzümüzü kızartanlara inat yüzümüzü ağartan kadınlarımıza teşekkür ediyoruz!

    Ceyhun BALCI, 04.10.2014

    kadin-basketbolcular-dunya-sinavina-hazir